Vaaz
Kadir Gecesi ve Kur'an
Ne büyük bir nimet. Yeni bir kadir gecesine daha kavuşacağız. Ne büyük bir lütuf Rabbimiz bize bir fırsat daha verdi. Ne büyük bir rahmet. Rahmetin tecellisi olan…
Ne büyük bir nimet. Yeni bir kadir gecesine daha kavuşacağız. Ne büyük bir lütuf Rabbimiz bize bir fırsat daha verdi. Ne büyük bir rahmet. Rahmetin tecellisi olan Cebrail (a.s.)’ın Rabbimizin inayetiyle dünya semasına indiği bir geceyle daha buluşacağız. Ne büyük bir mağfiret. Affa uğrayabileceğimiz bir gece daha fani ömrümüzde bizlere nasip olacak. Bizlere nimetlerini bahşeden, sayısız lütuflarla bize rahmet eden, bağışlanmamız için bizlere fırsatlar yaratan ve bizleri mübarek bir güne daha kavuşturacak olan Rabbimize sonsuz şükürler olsun.
Bu gece, ihya edildiği zaman bin aydan, bir ömürden daha hayırlı bir gece. Bu gece, Yüce Rabbimizin inayetiyle meleklerin, Cebrail (a.s.) yeryüzüne indiği bir gece. Bu gece Kur’an-ı Kerimin doğum günü. Bu gece, Kur’an-ı Kerim’in gönlümüze, dünyamıza, âleme doğduğu bir gece. Bu gece, Rahmet-i İlahiye tecelli etti. Bu gecede Âlemlere rahmet olarak gönderilene Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s.) Peygamberlik vazifesi verildi. Bu geceye, Hak (c.c.), Kadir Gecesi dedi. Bu gece, Kur’an gecesi. Bu gece, bağışlanma gecesi. Bu gece, bir ömre bedel ibadetlerle Rabbimize yönelme gecesi. Yüce Allah’ın kullarına ikramının bol olduğu, günahkâr olanların affa uğrayabilecekleri, hatalarından kurtulmak isteyenleri bu hatalarını affettirebilecekleri bir zaman dilimine mübarek kadir gecesine bir kez daha kavuşacağız. Bu feyizli, bereketli, bin aydan daha hayırlı bir geceye bizleri eriştirecek olan Yüce Rabbimize hamd-ü senada bulunuyor, O’nun Habibine, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’e salat ve selamda bulunuyoruz.
Sözlükte kadir (kadr) kelimesi “hüküm, şeref, güç, yücelik” gibi anlamlara gelir. Dini literatürde ise, “Leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Aynı adı taşıyan 97. sure bu gecenin fazileti hakkında nazil olmuştur. (TDV İslam Ansiklopedisi, “Kadir Gecesi” md. c.24, s. 124) Bu gece kendisinin önemine binaen hakkında bir süre indirilen bir gecedir. Kadir gecesinin ne olduğunu ne anlama geldiğini, bu gecede hangi önemli olayların cereyan ettiğini, hayatın, hayatımızın nasıl değişikliklere uğrayacağını ve daha nice sırrına vakıf olamadığımız hususları Yüce Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır;
إِنَّا أَنزَلْنَاه فِي ِلَيْلَة ِالْقَدْر { 1} وَمَا َأَدْرَاك مَا لَيْلَة ِالْقَدْر { 2 } لَيْلَة ِالْقَدْر خَيْر ْم ِن أَلْفِ شَهْر { 3 } تَنَزَّل الْمََلَئِكَة وَالرُّوح فِيهَا ِبِإِذْن رَب ِهِم م ِن ِ ك ل أَمْر { 4 } سََلَم َهِي حَتَّى ِمَطْلَع ِالْفَجْر { 5 }
“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir Süresi, 97/1-5)
Kadir gecesinin zamanı ile ilgili hadislerde Efendimiz şöyle buyurmaktadır;
“Kadir gecesini Ramazanın son on günündeki tek gecelerde arayın!”(R. Salihin, Hadis No: 1195)
“Kadir gecesini ramazanın son on günü içinde arayınız!” (Buhârî, Leyletü’l-kadr, 3)
“Kadir gecesi ile ilgili rüyalarınızın, ramazanın son yedi gecesi üzerinde toplandığını görüyorum. O halde Kadir gecesini arayan onu ramazanın son yedi gecesinde arasın!” (Buhârî, Leyletü’l-kadr, 2)
Konu ile ilgili rivayetler arasında; Kadir gecesinin, Ramazanın son on gününde, sayıları tek olan gecelerin içinde ve bu tek sayılı gecelerden de 27. gecede olduğu rivayeti tercih edilmiş ve asırlardan beri müminlerce kutlana gelmiştir. Kadir gecesini önemli kılan en temel faktör Yüce Rabbimizin bizlere bildirdiği üzere, Kur’an-ı Kerim’in kendisinde indirilmeye başlanmasıdır. Kur’an-ı Kerim son ilahi mesajdır. İnsanlığı yanlıştan doğruya ulaştıran, dünya ve ahiret huzuru sağlayan son kutsal kitaptır. Allah’ın insanlık için merhametinin nişanıdır. Yüce Allah Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı geceyi mübarek olduğunu bizlere şöyle bildirmektedir.
حم }{ ِوَالْكِتَابِ الْم بِين }{ َإِنَّا أَنزَلْنَاه فِي لَيْلَة مُّبَارَكَة إِنَّا ك نَّا م نذِرِين
“Hâ Mîm. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.” (Duhan, 44/1-3)
Ayetten anlayacağımız üzere Kadir gecesi mübarek bir gecedir. Çünkü içinde kıymeti çok büyük olan Kur’an-ı Kerim indirilmiştir. Ramazan ayı için on bir ayın sultanı dememizdeki asıl hikmet Kur’an-ı Kerim’in içinde indirildiği ay olmasıdır. Bu ayda indirilmeye başlamasıyla bu aya verilen kıymet artmış ve bu ayda müminler için oruç emredilmiştir. Bu ayda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), Cebrail (a.s.) ile Kur’an-ı Kerimi okumuş, mukabelede bulunmuşlardır. Bizlerde bugün bu sünneti mukabele okumak suretiyle gerçekleştirmekteyiz. Nasıl ki, Kur’an bir ayı on bir ayın sultanı yapıyor ise, nasıl ki Kur’an bir geceyi Kadir gecesi olarak bin aydan daha hayırlı yapıyor ise, gönlümüze, benliğimize aktardığımız Kur’an bizleri öyle bir ulvi mertebeye ulaştıracaktır.
Sevgili Peygamberimizden Kadir gecesinin ihya edilmesi neticesinde elde edilecek mükafat bizlere şöyle müjdelenmektedir.
ِمَنْ قام لَيْلَةَ القَدْرِ إِيماناً واحْتِسَاباً ، غ فِر لَه ما تقدَّم مِنْ ذنْبِه
“Faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır.” (R. Salihin, Hadis No: 1192)
“Sevgili Peygamberimiz, Ramazanın son on gününde, her zamankinden daha fazla ibadet eder, aile fertlerini de ibadet için uyandırdı.” (Müslim, İtikaf, 8)
Ayet-i kerimelerin ve hadis-i şeriflerin ışığında Kadir gecesi ile ilgili şu hususların ön plana çıktığını görmekteyiz.
- Bu gecede Kur’an indirilmeye başlanmıştır.
- Bu gece Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin (s.a.s.) Peygamberlik vazifesinin başladığı bir gece.
- Bu gece Kur’an ve insan buluşmasının ilk yaşandığı bir gece.
- Kadir gecesinde insan ile buluşan Kur’an’ın ilk ayetleri ise “oku”dur. Kur’an-ı, Peygamberimizi, hayatı, alemi, kendimizi okumalı, Rabbimize yönelmeliyiz.
- Kadir gecesini Ramazan ayının son on gününde aramalıyız.
- Ramazan ayının son on günü geldiğinde diğer zamanlarda yapmış olduğumuz ibadetleri biraz daha artırmalıyız.
- Bu gece içerisinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır.
- Bu gece Cebrail (a.s.) ve melekler Allah’ın izniyle her türlü iş için dünya semasına inerler.
- Bu gece tan yerinin aydınlanmasına kadar esenliktir.
- Kadir gecesinin farkında olan, ihya eden insan için bağışlanma, esenlik, dünyevi ve uhrevi birçok güzellikler mevcuttur.
- Kandil geceleri birlik ve beraberliğimiz için birer ganimettir. Bu gecelerde birbirimizi unutmamalı, hayır ve duada bulunmalıyız.
ق لْت : َيا رَس ولَ َّللاَِّ أَرَأَيْتَ إِن عَلِمْت أَيَّ لَيْلَة لَيْلَة القَدْرِ ما أَق ول فيها ؟ قَال « : ق ولي : اللَّه مَّ إِنَّكَ عَف وٌّ ت حِبُّ العفْوَ فاعْف عن ِي
Bu gece hakkında Hz. Aişe Validemiz (r.a.) Efendimize şöyle bir soru yöneltmiştir: “Ey Allah’ın Resulü! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim? diye sordum. “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla! diye dua et” buyurdu. (Riyazü’s-salihin, Hadis No: 1198)
Kur’an’a Genel Bir Bakış
Kur’an ayı, mağfiret ayı, bereket ayı, fakirlerin umudu, gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru, ruhumuza esenlikler veren, bedenimize şifa ayı, şeytanların zincire vurulduğu, cehennem kapılarının kapandığı, cennet kapılarının açıldığı, sonsuz rahmetin tecelli ettiği Kur’an ayının son günlerine doğru ilerliyoruz.
Kur’an Bizler İçin Ne Anlam İfade Ediyor;
Şu ayetlerin mesajlarına hep birlikte kulak verelim.
هَـذَا بَيَان ِل ِلنَّاس وَه دًى وَمَوْعِظَة َل ِلْم تَّقِين
“Takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.” (Al-i İmran, 3/138)
هَـذَا بَصَآئِر مِن ْرَّب ِك م
“(Kur’an), Rabbinizden gelen basîretlerdir. (kalp gözlerini açan beyanlardır)” (Araf, 7/203)
يَا أَيُّهَا النَّاس ْقَد جَاءتْك م مَّوْعِظَة م ِن ْرَّب ِك م وَشِفَاء ل ِمَا فِي ِالصُّد ور وَه دًى وَرَحْمَة َل ِلْم ؤْمِنِين
“Kuran; Bize Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” (Yunus, 10/57)
Kur’an-ı Kerim, Allah Teâlâ’nın gönderdiği kitapların sonuncusudur. Çünkü Allah Teâlâ onu, bizim peygamberimiz son peygamber Hz. Muhammed Mustafa’ya göndermiştir. Allah Teâlâ, peygamberimizden başka peygamber görevlendirmeyeceği gibi başka kitap da göndermeyecek ve insanlık var olduğu sürece Kur’an-ı Kerim de insanlığa yol göstermeye devam edecektir. Kur’an-ı Kerim, Cebrail aleyhi’s-selâm adındaki melek aracılığı ile peygamberimize vahyolunmuştur. Kur’an-ı Kerim, peygamberimizin hayatında tamamen yazılıp tesbit edilmiş ve daha sonra da mushaf haline getirilmiştir. Kur’an-ı Kerim, peygamberimize vahyolunduğu günden beri hiçbir değişikliğe uğramadan bize kadar gelmiştir. Bu özelliği taşıyan başka bir kitap yoktur. Diğer semavî kitaplar (İncil, Tevrat ve Zebur) zamanla değişikliğe uğramış, insanlar tarafından ilâve ve çıkartmalar yapılmak suretiyle değiştirilmiştir. Kur’an-ı Kerim, sadece mushaflarda yer almamış, indiği günden itibaren pek çok kimse tarafından tamamen ezberlenmiştir.
Kur’an’ı Kerim, eşi olmayan bir kitaptır, çünkü o, insan sözü değil Allah kelâmıdır. Lafzı da manası da Allah’ındır. Peygamberimiz sadece onu insanlara tebliğ etmeye memurdur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an’da şüphe ediyorsanız siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.”
Kur’an’ı Kerim bu çağrıyı ne zaman yapmıştır? Arapların şiir ve hitabette en doruk noktada oldukları zamanda yapmıştır. Mekke müşrikleri Kur’an’ın gönülleri aydınlatan, onu dinleyenleri ifade ve üslup bakımından hayretlere düşüren nurunu söndürmek için her çareye başvurmuşlardır. Onun benzerini getirmek için güvendikleri şair ve edipleri bir araya getirmişler, çalışmalar yapmışlardır. Fakat bu çalışmalar Kur’an’ın fesahat ve belâgati karşısında çok sönük kalmış ve onlarca da Kur’an-ı Kerim’le mukayeseye değer bulunmamış, bu yüzden: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki galip gelirsiniz.” demek zorunda kalmışlardır. Kur’an-ı Kerim, İslamiyet’in ana kitabıdır. Dinin esasıdır. Dinî hükümlerin dayanağı olan delillerin birincisidir. Dinî hükümlerin esaslarını ihtiva eden Kur’an-ı Kerim, semavî kitapların da özetidir. İnsan ve insan topluluklarını inanç, ibâdet, ahlâk ve sosyal yönden maddî ve manevî mutluluğa ulaştıracak her şeyi bildirmiştir. Bir âyet-i kerime şöyledir:
“Ey Muhammed, sana, her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kur’an’ı indirdik.”
Kur’an-ı Kerim, insan ilişkilerine büyük önem verir. Bugün toplumların en çok ihtiyaç duydukları toplumsal barışı sağlayacak hususları detaylarına kadar açıklar. Önce kişinin gerek Allah’a ve gerekse insanlara karşı görev ve sorumluluklarını bildirir. Toplumun özünü oluşturan aile hayatı ile karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifelerinden milletler arası münasebetlere varıncaya kadar sosyal hayatın bütün kurallarını gösterir; en yüksek, en güzel ahlâk prensiplerini öğretir. Çok basit gibi görünen ve fakat insanları birbirlerine yaklaştırmada, sevgi, kardeşlik ve dayanışma içerisinde yaşamaları hususunda önemli etkisi olan selamlaşmaktan ve evlere izin alarak girme adabına varıncaya kadar detaylara yer verir. Diğer taraftan Kur’an-ı Kerim, insana büyük değer verir. “Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde yarattık.” buyurarak insanın yaratıklar içerisinde en güzel surete sahip olduğunu bildirir. Ayrıca insanın üstünlüğüne işaret etmek üzere de şöyle der: “Biz gerçekten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.”
Kur’an-ı Kerim, zina, fuhuş, adam öldürmek, yalan söylemek, iftira etmek, haksızlık yapmak, israf etmek, hıyanette bulunmak, gıybet ve sarhoşluk gibi toplumu temelinden sarsan kötülükleri yasaklar. Kur’an-ı Kerim, daima ileriyi emreder. “Babalarımızdan böyle gördük” diyerek akıl ile ilim ile açıklanamayan alışkanlıklardan ayrılmak istemeyenleri ayıplar ve körü körüne taklidi reddeder. Bu konuda Kur’an-ı Kerim bir örnek olmak üzere İbrahim aleyhi’s-selâm ile kavmi arasında geçen bir konuşmayı hikâye eder ve şöyle der:
“Hani o, babasına ve kavmine neye tapıyorsunuz? demişti. Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz, demişlerdi. İbrahim: - Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı? Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı? Şöyle cevap verdiler: - Hayır, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk. İbrahim: - İyi ama ister sizin ister önceki atalarınızın neye taptığını (biraz olsun) düşündünüz mü? dedi.”
Kur’an-ı Kerim, daima ilme teşvik eder. İlk inen ayeti: “Yaratan Rabbinin adıyla oku.’ olan bir dinin Fenne ve müsbet ilimlere karşı bir tavrı söz konusu olabilir mi? Akla ve düşünceye özel yer verir. Kâinatı ve kâinattaki yaratılış inceliklerini düşünmeye davet eder. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diyerek ilmin üstünlüğünü vurgular. Özet olarak şunu söylemek gerekir ki Kur’an-ı Kerim, insan için inmiştir. İnsanı dünya ve ahirette mutlu kılacak her şeyi ihtiva eden bir kitaptır. Böyle bir kitabı rehber edinen yanılmaz. Ona sımsıkı sarılan sapıklığa düşmez. Onun gösterdiği yoldan yürüyen şaşırmaz ve onu okuyanın ecri az olmaz. Kur’an-ı Kerim insanı insan yapar. İndirilmeye başlandığı aya değer veren ve o ayı on bir ayın sultanı yapan, indirildiği geceye değer veren ve o geceyi bin aydan daha hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim, 1400 yıldan beri kimin kalbine nüfuz ediyor, onun hayatına giriyor ise onu da değerli yapıyor, kâmil insanlar seviyesine çıkarıyor. Ramazanın değerini daha iyi anlayabilmek, ondan daha iyi istifade edebilmek için ramazan ayının neden önemli olduğunu, neden bu aya kıymet verildiğini öncelikle idrak etmemiz gerekmektedir. Ramazan ayının çok kıymetli olması Yaratanımızın kendisine kıymet vermesiyledir. Bu ayda insanlığa son ilahi kitap indirilmeye başlanmıştır. Karanlıklar içerisinde kalan ve cehalet dönemini yaşayan insanoğlu Kur’an’ın inmesiyle altın çağını yaşamaya başlamıştır. Sahabeler Efendimiz tarafından gökte parlayan yıldızlara benzetilmiştir. Bu dönüşümün yaşanmasının ana unsuru ise Kuran-ı Kerim’dir. Kur’an ramazan ayında inmiştir. Ramazan Kur’an ayıdır. Bu ayda Peygamber Efendimizle Cebrail bir araya gelirler Kur’an-ı Kerimi okurlardı. Bugün hem evlerimizde hem de camilerimizde okuduğumuz mukabelelerin ana menşei budur. Peygamberimiz (s.a.s.) ve Cebrail (a.s.)’ın sünnetini bugün Ramazan münasebetiyle tekrar etmekte ve bu önemli buluşmayı bizlerde gerçekleştirmekteyiz. Kur’an okumak ibadettir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in müjdesiyle okuyan için her bir harfine on kat sevap verilecektir. Bu husus şöyle bildirilmektedir:
منْ قرأَ حرْفاً مِنْ كتاب َّللاَِّ فلَه حسنَة ، والحسنَة بِعشرِ أَمثَالِهَا ال أَقول : الم حَرف ، وَلكِن : أَلِف حرف ، و الم حرف ، ومِيَم حرف
“Kim Kur’an-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 16).
Kur’an okumak şefaattir. Âlemlere rahmet olarak gelen Hz. Fahri Kâinat şöyle buyurmaktadır.
ِاقْرَؤ ا الق رْآنَ فإِنَّه يَأْتي يَوْم القيامةِ شَفِيعاً ألصْحابِه
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim, Müsâfirîn 252). Kur’an’sız Ramazan, Kur’an’sız hayat olmaz. Ramazanda ve Ramazan ayı dışında kendisine gönlümüzü, aklımızı açacağımız ve hayatımıza mutlaka aktarmamız gereken ilahi mesaj Kur’an-ı Kerimdir. Dünyamızı da ahiretimizi de hayırla ulaştırmak için yegâne kılavuz Kur’an-ı Kerim’dir. Gerçek hidayet rehberi, iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, günahla sevabı birbirinden ayıran Furkan Kur’an- ı Kerim’dir. Rabbimizin bizden razı olacağı şeylerin anlatıldığı kitaptır Kur’an. Gönül dünyamızı, akıl dünyamızı, bedenimizi, ruhumuzu güzelleştirecek, nefsimizi tezkiye edecek, bizi şeytanın vesveselerine karşı koruyacak olan Kur’an-ı Kerim’dir.
Bu veya daha birçok sebeplerle hatimlerimizi okurken düşüneceğimiz şey bu olmalıdır. Oruçlarımızı tutarken aklımızda hep bu olmalıdır. Kur’an’sız Ramazan olmaz. Kur’an-ı Kerimin hayata aktarılmadığı bir Ramazan eksiktir. Bu hususta Sevgili Peygamberimizin şu nasihatini iyice öğrenelim ve hayat tarzı haline getirelim.
عَنْ أَبِى ْه رَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَس ول َّللاَِّ صلى هللا عليه وسلم تَعَلَّم وا الْق رْآنَ فَاقْرَء وه وَأَقْرِئ وه فَإِنَّ مَثَلَ ال ق رْآنِ لِمَنْ تَعَلَّمَه فَقَرَأَه وَقَامَ بِهِ كَمَثَلِ جِرَاب مَحْش و َمِسْكًا يَف وح بِرِيحِهِ ك لُّ مَكَان وَمَثَل مَنْ تَعَلَّمَه فَيَرْق د وَه وَ فِى جَوْفِهِ كَمَثَلِ جِرَاب و كِئَ عَل ى مِسْك
Ebû Hureyre’den gelen rivayete göre, Allah Resûlü (sav) şöyle buyurdu: “Kur’an’ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kur’an’ı öğrenen, okuyan ve gereğini yapan kimse, her tarafa koku yayan misk dolu bir kaba benzer. Kur’an’ı öğrenen (fakat onu çevresine yaymayan), yatıp uyuyan kimse ise ağzı bağlı koku yaymayan bir misk kabına benzer.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 2). Kur’an hayat kitabıdır. Şüphe yok ki, Kur’an-ı Kerim’i okumaktan maksat, manasını öğrenip yapın dediklerini yapmak ve yasaklarından sakınmaktır. Çünkü Kur’an, Allah’ın yaşayan insanlara gönderdiği bir mesajıdır. Bu mesajın içeriğini anlamadan sadece onu okumanın, gerçek anlamda onu okumak demek olmayacağı açıktır. Kur’an’ı okumaktan asıl maksadın manasını öğrenip onu hayata geçirmek olmakla beraber, onu okumanın da sevap olduğu konusunda şüphe yoktur. Fakat ülkemizde mezarlıkta ve ölüler için genel olarak Kur’an-ı Kerim’in Yâsîn sûresi okunmaktadır. Bakınız bu sûrede ne buyuruluyor:
“Biz ona (peygambere) şiir öğretmedik, zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri ancak Allah’tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Diri olanları uyarsın ve inanmayanlara da azap sözünün hak olması içindir.”
Bu âyet-i kerimelerde Kur’an’ın, hayatta olanları uyarmak ve onlara yol göstermek, rehberlik etmek için indiği açık bir şekilde ifade edilmektedir. Hem de ölüler için okunması âdet haline gelen sûredeki bu ayetten anlıyoruz ki Kur’an, ölüler için değil, yaşayanlar için inmiştir. Bu konuda merhum şair Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiş:
“İnmemiştir hele Kur’an, şunu hakkıyla bilin. Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.”
Kur’an-ı Kerimi okumamak, anlamamak ve yaşamamak ateş çukurunun kenarında dolaşmak demektir. Kur’an Kutlu bir elçi olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) ile gönderilmeye başlayınca insanların hayatları değişti, farklılaştı, güzelleşti. Yüce Rabbimizin şu ayetini beraberce hatırlayalım.
ْوَاعْتَصِم وا ِبِحَبْل ِ اللَّ ًجَمِيعا َوَال ْتَفَرَّق وا ْوَاذْك ر وا َنِعْمَت ِ اللَّ ْعَلَيْك م ْإِذ ْك نت م أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ ق ل وبِك مْفَأَصْبَحْت م ِبِنِعْمَتِه ًإِخْوَانا ْوَك نت م َعَلَى شَفَا ح فْرَة َم ِن ِالنَّار فَأَنقَذَك م م ِنْهَا َكَذَلِك ي بَي ِن َِّللا لَك مْ آيَاتِه ْلَعَلَّك م َتَهْتَد ون
“Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” (Al-i İmran, 3/103). Kur’an-ı Kerim hayatımızda olmaz ise ayette bildirilen uçurumların kenarlarında olunabilir. Allah-u Teâlâ’nın nimetiyle birleşen kalpler ve nihayetinde kardeş olanlar Kur’an olmazsa yeniden ayrılığa düşebilir. Bu sebeple ayetin sırrına mazhar olacağız. Kur’an’a ve İslam’a sımsıkı sarılacağız. Sarılacağız ki, kardeşliğimiz pekişsin. Sarılacağız ki, yanlışlıklara düşmeyeceğiz. Sarılacağız ki, Yaratanımız ve yaratılanlar bizden razı olsun.
Etle tırnak nasıl ki birbirinden ayrılmaz ise Kuran ve Sünnet öylece birbirinden ayrılmaz. Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece aynı zamanda Peygamber Efendimizin son Peygamber olarak insanlığa gönderildiği ilk gecedir. Ramazan ayı bu sebeple Peygamber ayıdır. Yürüyen Kur’an olan Peygamberimizin hayatı bize en doğru yolu göstermektedir. Yazılı olan bir metnin hayata nasıl aktarılacağının cevabı Peygamberimizdedir. Kur’an’a uygun bir hayat arzu edenler için en güzel rehber Peygamberimizdir. Peygamber Efendimizin hayatını hayatına aktarmak isteyenler Kur’an’a bakmalıdırlar. Bu aydan istifade etmek için riayet etmemiz gereken bir başka hususu ise Sevgili Peygamberimizin sünnetine riayet etmektir. Çünkü O’nun sünneti en güzel rehberliktir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) Câbir b. Abdullah’tan gelen rivayete göre, bir hutbesinde şöyle diyordu.
ْعَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ َّللاَِّ قَالَ كَانَ رَس ول َّللاَِّ صلى هللا عليه وسلم يَق ول فِى خ طْبَتِهِ ... إِنَّ أَصْدَقَ ال حَدِيثِ كِتَاب َّللاَِّ وَأَحْسَنَ الْهَدْىِ هَدْى م حَمَّد
“Sözlerin en doğrusu, Allah’ın kelâmı; rehberliğin en güzeli ise Muhammed’in rehberliğidir.” (Nesâî, Salâtü’l-îdeyn, 22). Hz. Peygamberimizin Sünneti, Kur’an-ı Kerim’in en büyük tefsiridir. Bu sebeple, Sünnete tabi olmak, Kur’an’a tabi olmak anlamına gelmektedir. Allah’a hakkıyla itaat etmek ve O’nun sevgisini kazanmak için, Sevgili Peygamberimizin Sünnetine uyulması gerektiği unutulmamalıdır. Nitekim Allah (c.c.) sevmenin yolu Hz. Peygambere tabi olmaktadır. Bir ayette şöyle buyruluyor.
ْق ل إِن ْك نت م َت حِبُّون َ َّللا فَاتَّبِع ونِي ي حْبِبْك م اللَّ ْوَيَغْفِر ْلَك م ْذ ن وبَك م وََّللا غَف ور رَّحِيم
“(Ey Muhammed) de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Ali İmran, 3/31).
Sonuç
Böylesine mübarek bir ayın yani Kuran ayının içerisindeyiz, bu güzel ayın ve içerisinde bulunduğumuz gün ve gecelerin mutluluğunu paylaşalım, maddiyatımızı paylaşalım. Bizde olanları olmayanlara ulaştıralım. Bu günler özellikle Zekatımızı dağıttığımız günler. Bu günler Ramazan Bayramından önce verdiğimiz Sadaka-i Fıtır günleri. Bu günler yardımlaşma günlerimiz. Kadir gecesinde ve gündüzünde bu yardımlaşmayı gerçekleştirirsek, ihtiyaç sahiplerine ihtiyaçlarını ulaştırabilirsek bu önemli günden daha azami şekilde istifade edebiliriz. İhtiyaç sahiplerinin bir duası ile belki de günahlarımızın affedilmesine vesile olacak, Allah’ın razı olduğu kullar zümresine girmemize yardımcı olacaktır. Bu günler ve bu gece Kadir gecesi, sadece bize ait bir gece olmamalıdır. Huzur evlerinde bizleri bekleyenler var. Hastanelerde bizleri hasretle bekleyenler var. Çocuk esirgeme kurumlarında başının okşanmasını bekleyen yetimlerimiz, kimsesizlerimiz var. Yapmış olduğu bir hata yüzünden cezaevlerinde, ıslahhanelerde olanlarımız var. Onlara gidelim. Sevgimizi, muhabbetimizi uzatalım. Bu dünyada Sevgiden mahrum olan hiçbir kimse kalmasın bu gece. Allah merhametlidir, merhamet edeni sever. Herkese merhamet edelim. Allah affedicidir, affedenleri sever. Affedelim. Küslüğü bir kenara bırakalım artık. Allah şükredenlerin maddi ve maneviyatını çoğaltır, bize iyilikte bulunanlara teşekkür edelim. Allah kusurları bağışlar, hatalarımız için insanlardan özür dileyelim. Bugün, bu gece bizi aramayanları biz arayalım. Bize gelmeyenlere biz gidelim. Aramızda bulunan küslükleri gidermek için ilk adımı biz atalım. Birbirimizin hatalarını bugün silelim, bir tarafa bırakalım. Beraberce Rabbimize yönelelim. Birlik ve beraberliğimizi kenetlendirelim. Aynı Rabbe, aynı Kitaba, aynı Peygambere iman ettiğimizi, aynı kıbleye yöneldiğimizi unutmayalım. Biz Müslüman’ız, biz birbirimizin manevi kardeşleriyiz. Kardeşlerimize karşı merhametli davranalım. Hataları bağışlayalım. Kusurların peşine düşmeyelim. Günahları örtelim. Böyle yapalım ki, bizlere merhamet edilsin, hatalarımız bağışlansın, kusurlarımızın üzeri örtülsün. Hepsinden ötesi Mevla’mız bizden razı olsun, bizi sevsin. Bu gece Müslüman kardeşlerimizin dertleriyle dertlenme gecesi. Bu gece kardeşlerimizin sıkıntılarına çare olma gecesi. Ramazan Bayramına ulaşmaya yaklaştığımız bu gecede bayramı bayram gibi geçiremeyenlere yardım elimizi uzatmakla gecemizi daha güzele ulaştıralım. Yakın akrabalarımızdan, uzak akrabalarımızdan, komşularımızdan ve daha nice insanlardan sıkıntı içerisinde olan kardeşlerimiz var. Dünyanın dört bir köşesinde bizim yardımlarımızı bekleyenler var. Yardımlarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştıralım. Kadir gecemizi yardımlarımızla daha anlamlı hale getirelim. Yüce Rabbim Ramazan ayını, idrak edeceğimiz Kadir gecesini ve nihayetinde kavuşmayı umut ettiğimiz Ramazan Bayramımızı bizlere hayırlı kılsın. Kadir gecesinin ve bu mübarek günlerin hürmetine hatalarımızı, yanlışlarımızı ve günahlarımızı affeylesin. Bayram sabahına hayırlar içerisinde, sevdiklerimizle beraber ulaşmayı güzel bir bayram geçirmeyi bizlere nasip etsin. Bu vesile ile Kadir gecenizi ve Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, Milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.