İçeriğe atla
Ulu Camii
← Tüm vaazlar

Vaaz

Ramazan'a Hazırlık ve Teravih Namazı

Bu gece ilk teravihle kendisini karşılayacağımız Ey Ramazan! Bizden razı olmuş bir şekilde ayrılmanı Rabbimizden diliyoruz. İlk Teravihin heyecanıyla sana…

Ramazan13 dk okuma2.350 kelime0 görüntülenme

Kıymetli Müslümanlar,

Bu gece ilk teravihle kendisini karşılayacağımız Ey Ramazan! Bizden razı olmuş bir şekilde ayrılmanı Rabbimizden diliyoruz. İlk Teravihin heyecanıyla sana kavuşuyoruz. Sonsuz hamd olsun, Sonsuz şükürler olsun, bugüne eriştiren Rabbimize. Salat ve Selam olsun O’nun Resulü Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s.) ve Ashabına ve Ehl-i beytine. Bu aydan istifade etmek isteyenler için bugün hesap vaktidir. Geçmişin muhasebesinin yapılma vaktidir bu gece. Bu geceyle kendisine merhaba diyeceğimiz Ramazan’dan en güzel şekilde istifade etme yollarının aranma vakti olmalıdır Bu Gece. İlk teravihin heyecanını son teravihimize aktarmak için, ilk sahurumuzun bereketini son sahurumuza aktarmak için, ilk iftarımızın güzelliğini ve özelliğini son iftarımıza aktarmak için vesileler aranma vaktidir Bu Gece.

Yaşamış olduğumuz bu hayatın her bir devresi için nice hazırlıklar yapmışızdır. Sünnet olmuşuzdur ailemiz bizler için hazırlıklar yapmıştır. İçinde bulunduğumuz durumu rahat atlatabilmemiz için. Askere gitmişizdir. Bizim için hazırlık yapmışlardır, uğurlama törenleri düzenlenmiştir, Vatan borcumuzu en güzel şekilde yerine getirmek için. Düğün hazırlığımız bizler için bir başka dönüm noktasıdır. Hayatımızın bu en önemli gününe aylarca hem biz hem ailemiz hem de eşimizin kendisi ve ailesi nice hazırlık yapmıştır. Gelinlik kızlar bu gün için nice çeyizler düzmüşlerdir. Nice gelinlik provası yapılmıştır. Bir günü ve ondan sonraki bir hayatı mutlu geçirmek için nice hazırlıklar yapmışızdır. Çocuğumuz olmasına yakın onun için hazırlıklar yapmışızdır. O daha doğmadan ona yataklar, onun için en güzel elbiseler hazırlamışızdır. Okula giden evlatlarımız için okul hazırlığı yapmaktayız. Daha nice hayat tabloları ve daha nice örnekler. İnsanoğlu hayat denen bu yolda nice hazırlıklar yaptı ve yaşam sürdüğü müddetçe daha nice hazırlıklar yapacak.

Hazırlık yapılan şeyin değeri anlaşıldığı müddetçe ona yapılan hazırlıkta daha güzel olacaktır. İşte bir Ramazan ayına daha kavuştuk. Bu aya hazırlık yapmak gerek. Bu aya hazırlık derken acaba nasıl bir hazırlık yapmalıyız sorusu aklımıza gelebilir. Bu sorunun en güzel cevabı ise yine bir soru sorarak arayalım. Neden bu aya hazırlık yapmalıyız? Bu soru Ramazan ayına ne kadar değer vermemiz gerektiğini ve hazırlığımızı nasıl yapmamız gerektiğini ortaya çıkaracaktır.

Ramazan ayı Kur’an ayı. Bu ayda Kur’an-ı Kerim indirilmeye başlandı. Ayet-i kerimede bu husus şöyle bildirilmektedir.

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

“Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.”

Bu aya kıymet verdiren, on bir ayın sultanı yapan Kur’an-ı Kerim’dir. Kadir gecesi hakeza bin aydan daha hayırlı kabul edilmektedir. Yine bu aya değer veren Kur’an-ı Kerim’in bu gecede indirilmiş olmasıdır. Bu sebeple bizlerin de böyle bir değerle değerlenmemiz için Kur’an-ı Kerim’i hayatımıza aktarmamız gerekmektedir.

Kur’an insanlığın kurtuluşu için gönderilmiş son ilahi kitaptır. Kıyamete kadar gelecek bütün insanlığın kendisine ihtiyaç duyduğu ve duyacağı hidayet rehberidir. Doğrular ve yanlışlar Kur’an-ı Kerim ile ayrılır. Ramazan ayına hazırlık yapmalıyız. Çünkü bu ay Kur’an ayıdır. Kur’an-ı Kerim’i öğrenmeye ihtiyacımız var. Okumaya ve anlamaya ihtiyacımız var. Bu ayda hayatımıza hayat katmaya ihtiyacımız var.

Ramazan ayı oruç ayı. Oruç İslam’ın beş temel şartından biri. Bedenimize sağlık, gönlümüze huzur, ruhumuza esenlik veren bir ibadettir oruç. Ramazan’dan istifade etmenin yollarından biri de elimize, dilimize ve bütün benliğimize sahip olarak oruç tutmak olmalıdır.

Ramazan ayı yardımlaşma ayı. Bu ayda yapmış olduğumuz hayır ve hasenatlar diğer aylara göre kat kat artmaktadır. Zekatlar bu ayda dağıtılmakta, bu aya özgü olarak fitreler verilmektedir. Bu ayda yapılan bu yardımlar insanların birbirleriyle olan diyaloglarını geliştirmekte, birlik ve beraberliği pekiştirmektedir.

İnsanoğlunun hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan şeylerin başında maddiyat gelmektedir. Maddi hayatı sıkıntı içerisinde geçirenler, hem psikolojik hem de sosyolojik sıkıntılar yaşayabilmektedir. Kendisiyle barışık olamayan insanlar etrafıyla da barışık olamamaktadır. Tam tersini de ifade edebiliriz. Etrafından kendisine değer verilmeyen insan kendisiyle de çelişkiye düşebilmektedir. Ramazan’a girerken evimize birçok şey almaktayız. Ramazan’ın sofralarımıza getirdiği bereket çok ayrıdır. Başka zamanlarda birkaç çeşit yemek bir arada olmazken Ramazan ayının bereketi ile birçok çeşit yemeği aynı anda masalarımızda bulabilmekteyiz. İşte bu noktada sofrasında bir çeşit yemek bulamayan kardeşlerimizin olduğunu unutmamalıyız. İslam’ın “Kardeşi açken kendisi tok yatan bizden değildir” temel prensibine uygun hareket etmeliyiz.

Yardımlaşma duygusu insana çok büyük hazlar vermektedir. İnsanlar birbirlerinin külüne bile muhtaç olarak yaratılmışlardır. Bu yardımlaşma duygusunu Ramazan’da daha canlı tutabilmek için şimdiden o günlere maddi hazırlık yapmakta fayda vardır. Başka zamanlarda yardım bekleyen insanlar bu ayda daha bir fazla beklemektedir. Bu ayda Müslümanların cömert olduğu herkes tarafından malumdur. Bu sebeple Ramazan ayının bütün gönüllerde daha huzurlu daha mutlu yaşanabilmesinin yollarından biri maddi yardımlaşmadır. Peygamberimizin (s.a.s.) bir hadisini sizlerle paylaşmak isterim.

المسلمُ أَخــو المسلم لا يَظلِمُه ولا يُسْلِمُهُ . ومَنْ كَانَ فِي حاجةِ أَخِيهِ كانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ، ومنْ فَرَّجَ عنْ مُسلمٍ كُرْبةً فَرَّجَ اللَّهُ عنه بها كُرْبةً من كُرَبِ يومَ القيامةِ ، ومن سَتَرَ مُسْلماً سَتَرَهُ اللَّهُ يَومَ الْقِيامَةِ

“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.”

Ramazan ayı Kur’an ayı. Bu ayda Kur’an-ı Kerim okumak hepimiz için bir vazifedir. Okumakla yetinmeyip, manasını öğrenmek ve hayatımıza aktarmak da en önemli vazifelerimizden birisidir. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim öğrenmeye, okumaya, anlamaya ve idrak etmeye özen gösterelim. Namaz müminin miracıdır. Namaz kişiyi fuhşiyattan ve fenalıktan korur. Namaz dinin direğidir. Namaz gözümüzün nurudur. Bu sebeple beş vakit namazımızı kılmaya, teravih namazına katılmaya özen gösterelim.

Teravih namazı Sevgili Peygamberimiz tarafından Ramazan aylarında kılınmış olan sünnet namazdır. Hüküm bakımından sünnet-i müekkede olan Teravih namazı Allah’ın rızası gözetilerek kılındığı vakit geçmiş günahlara kefaret olmaktadır. Bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizden aktarılan bir hadisi sizlerle paylaşmak isterim. Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

عن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: كَانَ رَسولُ اللّهِ يُرَغِّبُهُمْ في قِيَامِ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ أنْ يَأمُرَهُمْ بِعَزِيمَةٍ فَيَقُولُ: مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إيمَاناً وَاحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

HZ. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’nin anlattığına göre: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onları, kesin bir emirde bulunmaksızın Ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. (Bu maksatla) derdi ki: “Kim Ramazan gecesini, sevabına inanarak ve bunu elde etmek niyetiyle namazla (teravih) ihya ederse geçmiş günahları affedilir.”

Teravih, Arapça tervîha kelimesinin çoğulu olup “rahatlatmak, dinlendirmek” gibi anlamlara gelir. Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan sünnet namazın her dört rek‘atının sonundaki oturuş, tervîha olarak adlandırılmış, sonradan bu kelimenin çoğulu olan terâvih kelimesi Ramazan gecelerinde kılınan nâfile namazın adı olmuştur.

Teravih, sünnet-i müekkededir. Kadın ve erkek için orucun değil Ramazan ayının sünnetidir. Teheccüt namazı 12 rek‘atı geçmediği halde, teravih namazı yirmi rek‘attır. Yatsı namazı kılındıktan sonra ve vitirden önce kılınır. Teravihin cemaatle kılınması kifâî sünnettir. Teravih on selâm ile kılınır ve beş tervîha (dinlenme) yapılır. Yani her iki rek‘atta bir selâm verilip, her dört rek‘atta bir istirahat edilir. Beşinci tervîhadan sonra yine cemaatle vitir namazı kılınır.

Peygamberimiz Ramazan gecelerini ihyaya daha fazla önem vermiş olmakla birlikte, rivayetlerden anlaşıldığına göre bu, o gecelerde Peygamberimizin daha çok sayıda nâfile namaz kıldığı anlamına değil, gecenin her zamankine göre daha büyük bir bölümünü ibadetle geçirdiği anlamına gelmektedir.

Teravih namazının 20 rek‘at olduğu çoğunluk tarafından kabul edilmekle ve Müslümanlar arasında yerleşik teamül de bu yöndedir.

Mescidlerde teravih namazı cemaatle kılındığı halde, bir özrü olmaksızın cemaati terk edip bu namazı evinde kılan kimse, günah işlemiş olmazsa da fazileti terk etmiş olur. Bu kimse evinde cemaatle kılsa, cemaat sevabını alırsa da, mesciddeki cemaatin faziletine eremez. Çünkü mescidlerin fazileti fazladır.

Teravih namazını kılacak kimsenin, teravih namazına veya vaktin sünnetine veya gece ibadetine niyet etmesi ihtiyat bakımından daha uygundur. Kayıtsız olarak “namaza” veya “nafile namazına” niyet edilmesi de birçok fıkıh alimlerine göre caizdir.

Teravih namazını, her iki rekatta bir selam vererek on selam ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rekatta bir selam da verilebilir. Sekizde, onda veya yirmi rekatta bir selam vererek bitirmek de caizdir. Fakat böyle kılmak mekruh sayılmaktadır.

Teravih vaktin sünnetidir; yoksa orucun sünneti değildir. Onun için hasta ve yolcu gibi oruç tutmak zorunda olmayanlar için de Teravih namazını kılmak sünnettir.

Bu ayda sevaplar iki kat yazılmaktadır. Diğer aylarda sevap ne kadar güzelse bu ayda sevaba gidecek ameller yapmak daha güzeldir. Günah ne kadar çirkinse bu ayda daha da çirkindir. Bu sebeple haramlardan özellikle ve öncelikle büyük günahlardan uzak duralım. Aklımızı alan, bizi felakete sürükleyen alkolden, insanların yaşantılarını perişan eden aile yuvalarını dağıtan zinadan, ölüme sebep verecek tartışmalardan uzak duralım. Kahvehane köşelerinde harap ettiğimiz hayatımıza bu ayda çeki düzen verelim. Kumar masalarını bırakalım. Sahura kadar kağıt oyunları, taş oyunları oynamak suretiyle zamanımızı, malımızı ve hayatımız israf etmeyelim. Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmaktadır.

إِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ اللّهِ وَعَنِ الصَّلاَةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ

“Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık siz (hepiniz) vazgeçtiniz değil mi?” Sigaranın zararları sayılmakla bitmemektedir. Ramazan ayı sigara bırakma ayımız olmalıdır. Bu ayda sabah göstermiş olduğumuz sabrı akşamda gösterebilirsek İnşallah bu tehlikeli maddeyi hayatımızdan atmış oluruz.

İslam Dini Müslümanları birbirine manevi kardeş kılmıştır. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır. إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ “Müminler ancak kardeştirler.” Ana-baba bir kardeşlerimizin sıkıntılarını gidermek için çalışıp çabalamasak, etrafımızda bulunan maddi zorluklar içerisinde olan kardeşlerimizin de ihtiyaçlarını karşılamak üzerimize düşen bir vazifedir. Bir hadiste Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor.

مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ، مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ والْحُمَّى

“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”

Ramazan ayında kabir ziyaretleri çokça gerçekleştirilmektedir. Bu ziyaretlerde ise İslam Dinine uygun olmayan davranış şekilleri görülmektedir. Kabirler kabirde yatanlar için mağfiret dilenmesi, ziyaret edenler için ibret alınması gereken yerlerdir. Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Kabirleri ziyaret ediniz, Çünkü bu size ahireti hatırlatır.”

Günümüzde üzülerek görmekteyiz ki; Kabirler, insanlara yaratılmış olan her şeyin bir gün ölümü tadacağını hatırlatmalıyken, dünyevi işlere cevap arandığı yerler haline getirilmiştir. Türbe, yatır ve evliya kabristanları ziyaret edenler, ahireti hatırlamalı, orada yatanların da bir gün bu hayatta yaşadıklarını ama bu dünyadan ayrıldıklarını anlamalı, kendisinin de bir gün kabire gireceğinin farkında olmalıdırlar. Kur’an okuyarak sevabını onların ruhuna bağışlamalıdır. Bu gibi işlemlerin dışında cereyan eden hadiselerin kişiye fayda yerine zarar getireceği unutulmamalıdır.

İbadetlerde Hakkın ve halkın hukukuna riayet iç içedir. Bu sebeple kendisini hem yaratanına karşı sorumlu, hem de yaşadığı topluma karşı sorumlu görenler, ibadetlerini, sırtta taşınılan bir yük olarak değil, üzerine basarak yükseklere ulaştığı bir araç olarak görmelidir. İbadet esasen Hakkın rızası için yapılsa da, sonuç itibariyle halkın hakkına riayeti de içerir. Ramazan ayında yapmış olduğumuz ibadetlerin tümünde işte böyle bir manevi boyut vardır.

Ramazan ayı gelmek üzere. İki gün sonra Rabbimiz nasip ederse kendisine kavuşacağız. Hazırlıklı olmakta, bedenimizi ve ruhumuzu kendine hazırlamakta kendimiz için fayda var. Bir sonrakine ulaşamayabiliriz. Bir sonraki Ramazan’ın feyiz ve bereketinden istifade edemeyebiliriz. Elde olanı değerlendirebilenler mutlu olmaktadır. Elde olmayanın peşine düşmek kişiye zarar vermektedir. Elde Ramazan’ımız var. Ramazan’da hikmetler, müjdeler, lütuflar, manevi yağmurlar var. Hazırlık yapmalıyız Kur’an ayı geliyor. Hazırlık yapmalıyız Ramazan geliyor.

Sonuç itibariyle şu hususu da vurgulayarak vaazımı sonlandırmak isterim. Kişinin namazı, orucu, zekatı, haccı ve diğer bütün ibadetleri kendisinin iyiliklere ve sevaba ulaşmasını sağlar. Ancak Allah’ın rızasını kazanmak için bunlar yeterli değildir. İbadetlerimizle beraber ahlakımızı da güzelleştirip, ahlaken kemale ulaşmamız gerekmektedir. Ramazan’a kavuşurken ahlaken kemale ulaşma yollarını aramamız gerekmektedir. Sözümüzü Yunus Emre’nin bir dörtlüğüyle bitirelim.

Bir kez gönül yıktın ise

Şu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi

Elin gözün yumaz değil

Yüce Rabbim bizleri Ramazan’a kavuştursun. Feyiz ve bereketinden istifade etmeyi bizlere nasip etsin. Daha nice Ramazanlara sevdiklerimizle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde ulaşmayı nasip etsin.

Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

Özet olarak şunları diyebiliriz ki;

Ramazan, sabrın ve şükrün ayıdır; sabırla oruç tutan, şükürle iftar eder.

Ramazan ayı, rahmetin yağdığı ve mağfiretin kapılarının ardına kadar açıldığı bir zamandır.

Oruç tutmak, nefsi terbiye etmenin ve Allah’a yaklaşmanın en güzel yoludur.

Ramazan, ruhun aydınlanması ve kalbin arınması için mükemmel bir fırsattır.

Ramazan ayı, insanın kendisini ve imanını yeniden keşfettiği bir dönemdir.

Ramazan, paylaşmanın ve yardımlaşmanın değerini hatırlatan bir aydır.

Ramazan ayında yapılan dualar, Allah’ın katında daha değerli ve kabul edilmeye yakındır.

Ramazan ayı, insanın nefsiyle mücadele ettiği ve ruhunu arındırdığı manevi bir terbiye okuludur.

Ramazan, oruç tutarak nefis terbiyesi yapmanın ve ruhumuzu arındırarak takva sahibi olmanın en güzel zamanıdır.

Ramazan ayında yapılan dua, gözyaşı ve tövbe, Allah’ın rahmetine ve bağışlamasına vesile olur.

Oruç tutarak aç ve susuz kalan beden, gönülde oluşan sabır ve şükür ile beslenir.

Ramazan, insanın iç dünyasında bir dönüşüm gerçekleştirmeye ve kötü alışkanlıklardan kurtulmaya yönelik bir süreçtir.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ: مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır”. (Buhârî, Îmân, 28)

عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ) قَالَ: تَحَرَّوْا لَيْلَةَ الْقَدْرِ فِي الْعَشْرِ الْأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَان

Hİşâm b. Urve’nin, babasından naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kadir gecesini Ramazan ayının son on gününde arayın!” (Muvatta’, İ’tikâf, 6)

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ) كَانَ يَقُولُ: الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ، وَالْجُمُعَةُ إِلَى الْجُمُعَةِ، وَرَمَضَانُ إِلَى رَمَضَانَ مُكَفِّرَاتُ مَا بَيْنَهُنَّ إِذَا اجْتَنَبَ الْكَبَائِرَ

Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, beş vakit namaz ile Cuma, bir sonraki cumaya kadar ve Ramazan diğer Ramazan’a kadar, aralarında işlenen günahların bağışlanmasına vesiledir.” (Müslim, Tahâret, 16)

Rabbim, bu mübarek Ramazan ayında bizlere rahmetini, bereketini ve mağfiretini lütfeylesin. Kalplerimizi imanla doldursun, nefislerimizi terbiye etmemize yardımcı olsun ve bizi doğru yola iletsin inşallah. Oruçlarımızı, namazlarımızı, zekatlarımızı ve diğer ibadetlerimizi katında ahseni kabul ile makbul eylesin. Bizi sabırlı, şükreden, bağışlanan ve affedici kullarından eylesin inşallah.

Bu vesileyle bir kez daha deprem felaketi sebebiyle rabbimize iltica ediyoruz. Yüce rabbim deprem felaketinde vefat edenlere rahmet, geride kalanlara sağlık, sıhhat ve afiyet lütfeylesin. Milletimizin ve tüm insanlığın bu zor zamanlarda dayanışma ve yardımlaşma ruhunu güçlendirerek, felaketin yaralarını birlikte sarmaya bizleri muvaffak eylesin inşallah.

Ramazan ayında açlık ve susuzluk çeken bedenlerimize ve ruhlarımıza da güç ve kuvvet ihsan eylesin. Bu ay vesilesiyle, yakınlarımız ve tüm Müslümanlarla beraber, birlik, beraberlik ve muhabbetle dolu bir hayat sürmeye muvaffak eylesin inşallah.

Ayrıca, bizlere bu Ramazan ayında, Kur’an-ı Kerim’in hikmetinden, hidayetinden ve nurundan nasipdar eylesin. Bizi, kendisine itaat eden, emirlerine uyan ve yasaklarından kaçınan kullarından kılsın.

Tüm İslam ümmetine, huzur, barış ve adalet içinde yaşayabileceğimiz bir dünya nasip eylesin. Ramazan’ın sonunda, bizleri affedilmiş, arınmış ve bağışlanmış kullarından eylesin. Âmin. Allah hepinizden razı olsun. El Fatiha