İçeriğe atla
Ulu Camii
← Tüm vaazlar

Vaaz

Muharrem Ayı ve Âşûrâ

Allah Rasûlü (s.a.s)’e Amr b. Abese (r.a) bir gün “Ey Allah’ın Resûlü, (Allah’a) diğerlerinden daha yakın olunacak bir vakit var mıdır ya da özel olarak tercih…

İbadet3 dk okuma554 kelime0 görüntülenme

Allah Rasûlü (s.a.s)’e Amr b. Abese (r.a) bir gün “Ey Allah’ın Resûlü, (Allah’a) diğerlerinden daha yakın olunacak bir vakit var mıdır ya da özel olarak tercih edilecek bir zaman var mıdır?” diye soru sorar. Bu soruya Peygamberimiz şöyle cevap vermiştir:

« نَعَمْ إِنَّ أَقْرَبَ مَا يَكُونُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ مِنَ الْعَبْدِ جَوْفُ اللَّيْلِ الآخِرِ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ فِى تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ فَإِنَّ الصَّلاَةَ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ إِلَى طُلُوعِ الشَّمْسِ

“Evet. Aziz ve Celil olan Allah’ın kula en yakın olduğu vakit, gecenin sonlarına doğru olan vakittir. O saatlerde Allah’ı ananlardan olmayı dilersen, bunu gerçekleştir! Kuşkusuz o vakitlerde kılınan namazlarda melekler hazır bulunup şahitlik yaparlar.” (Nesâî, Mevâkît, 35) Ardından ibadet için uygun olmayan vakitleri de sıralayan Sevgili Peygamberimiz, Amr b. Abese’ye güneşin doğduğu, gün ortasında tam tepe noktaya erdiği ve battığı anda namaz kılmasının yasak olduğunu öğretmiştir. Demek ki, günün bereketli, hayırlı ve değerli zamanları olduğu gibi, ibadete uygun olmayan anları da vardır.

Bereketli zamanların insana değer katması, onu olgunlaştırıp Allah’a yakınlaştırması, ancak insanın hayırlı niyet ve çabalarını bu zaman dilimlerine denk düşürmesiyle gerçekleşmektedir. Bu bakımdan kendisi mübarek ve anlamlı olan bu saatlerin verimli ve geliştirici olmaları insanın azmine bağlıdır. Mekruh vakitler ise, kendilerine Allah dışında ilâhlar edinenlerin, güneşin hareketlerine göre bu sahte ilâhlara ibadet ettiği zamanlardır. Dolayısıyla aslında masum olan bu zaman dilimleri yine insan eliyle, ama bu sefer olumsuz anlam kazanmakta, şirk ve günahla kirletilmektedir.

Yukarıdaki Hadis-i şeriften de anlaşılacağı gibi Allah’ın yarattığı aylar, günler, geceler arasında çok kıymetli kazanç mevsimleri vardır. 19 Temmuz Çarşamba günü hicri 1445 yılının ilk günü yeni bir yılın başlangıcıydı. Yılın ilk ayı Muharrem de müminlerce ganimet ve fırsat bilinmesi gereken kıymetli bir zaman dilimidir. Bu ay ilâhî feyz ve bereketin, huzur ve güvenin başlangıcıdır.

Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarına gelen Muharrem, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan biridir.( TDV İslam Ansiklopedisi, “Muharrem” md. c. 31, s.4-5) Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır.

اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ ﴿36﴾

“Doğrusu Allah’a göre ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına uygun olarak on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru olan hesap budur…” Tevbe, 9/36. Sevgili Peygamberimiz hadislerinde ve veda hutbesinde haram ayları zilkade, zilhicce, muharrem ve Receb olarak zikretmiştir. (Buhari, Megazi, 77) Peygamberimiz (s.a.s.);

أفضل الصيام، بعد رمضان، شهر الله المحرم. وأفضل الصلاة، بعد الفريضة، صلاة الليل

“Ramazan ayından sonra en kıymetli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlarından sonraki en faziletli namaz Gece Namazı’dır.” (Tirmizî, Savm, 40.) buyurarak bu ayı “Allah’ın ayı” şeklinde nitelemiş ve bu ayın önemine ve manevi bereketine işaret etmiştir.

Muharrem’i değerli kılan diğer bir husus ise, içerisinde Âşûrâ gününün bulunmasıdır. Bugün Muharrem ayının onuncu günü Âşûrâ günüdür. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletli olup Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e aşûre günü tutulan orucun kıymeti soruldu; Resûl-i Ekrem (s.a.s.),

أنَّ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ « صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ إِنِّى أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِى قَبْلَهُ »

“Âşûrâ günü tutulan orucun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan ümit ediyorum” (Tirmizî, Savm, 48) buyurmuştur. O (s.a.s) Âşûrâ gününe, Muharrem’in dokuzuncu veya on birinci gününü de ekleyerek iki gün oruç tutmayı müminlere tavsiye etmiştir. (İbn Hanbel, I, 240.)