İçeriğe atla
Ulu Camii
← Tüm vaazlar

Vaaz

Kur'an ve Sünnet Bütünlüğü

Modern insanın içinde bulunduğu çıkmazlar ve bunalımlar, dünyamızı; anarşi, kaos, terör, zulüm ve adaletsizliklerle karşı karşıya getirmiştir. Bir tarafta zengin…

Toplum5 dk okuma896 kelime0 görüntülenme

Modern insanın içinde bulunduğu çıkmazlar ve bunalımlar, dünyamızı; anarşi, kaos, terör, zulüm ve adaletsizliklerle karşı karşıya getirmiştir. Bir tarafta zengin ülke ve insanlar olabildiğince zevk ve sefa içinde, diğer taraftan açlıktan ölen insanlar. İnsanlığın geldiği nokta zulümlerden başka bir şey değil. Bu duruma tek çare İslam kalmıştır. Bunu bilen kimseler ise İnsanları İslam’dan uzak tutmak için terör dahil her yolu denemekten çekinmiyorlar. Özellikle İslam’ın temel kaynaklarına savaş açıp Kur’an ve sünnet konusunda Müslümanları şüpheye düşürmeye çalışıyorlar.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (Nisa, 4/59)

Kur’an’ın Tarifi

Arap Dili’nde Kur’an, okumak anlamına gelen bir masdar olup okunan şey manasında isim olarak kullanılmaktadır.

Bu tarife göre Kur’an, genelde her okunan şeyin ismi olabileceği gibi, özel olarak Hz. Muhammed (sav)’e vahiy yoluyla indirilmiş olan Allah’ın kelamının ismidir. Tıpkı Hz. Musa (as)’a indirilen kitab’a Tevrat, Hz. İsa (as)’a indirilen kitab’a da İncil adlarının verildiği gibi en son peygamber olan Hz. Muhammed (sav)’e indirilen kitab’a da Kur’an, özel isim olmuştur.

Sünnetin Tarifi

Sünnet: Nebi (sav)’e izafe edilen söz, fiil, onay, sıfat ve sirettir. Kullanıla gelen genel tanım budur.

Sünnet: Allah’ın kitabının Hz. Peygamber tarafından yapılmış evrensel yorumudur. Hadisler de bu yorumun yazılı belgeleridir. Binaenaleyh sünnetsiz Müslüman olmayacağı gibi sünnetsiz Müslümanlık da olmaz. (İsmail Lütfi Çakan, Hadis Usulü, s.43, İfav y)

Kur’an ve Sünnet İlişkisi

Bütün bu tariflerden anlaşılan; Allah’ın kitabı ile rasulü arasındaki ilişki etle kemik gibidir. İkisi birbirinden koparıldığı zaman anlamsızlaşır. Bu sebeple Kur’an’la kritik edilmeyen sünnet de, Kur’an’dan koparılmış rasül de yetim ve öksüzdür. (Fevzi Zülaloğlu, Temel Kaynağımız Kur’an, s.251, Ekin y.)

Sünnet; Kur’an’ın yaşanmış bir tefsiri, İslamın ise pratik bir tatbikidir. Öyle ki Hz. Peygamber, tefsir olunmuş bir Kur’an ve yaşayan bir İslam idi.

Nitekim mü’minlerin annesi Hz. Aişe (ra) a Rasülullah’ın ahlakından sorulduğunda net ve beliğ bir ifade ile “O’nun ahlakı Kur’an’dı” (Müslim, Müsafirun, 139;Ebu Davut, Salat,316;Nesai, Kıyamü’l-Leyl,2) diye cevap vermiştir. Öyleyse kim, İslamın pratik şeklini öğrenmek isterse, onu tafsil edilmiş ve yaşanmış olarak, kavli, ameli ve takriri sünnetten öğrensin.

Kur’an-ı Kerim, İslamın/şeriatın esası ve güvencesidir. Sünnet ise onun açıklayıcısıdır. Bunun için ona, islamın ikinci kaynağı olarak itibar edilmiştir.. (Yusuf el-Kardavi, Sünneti Anlamada Yöntem, s.77,95, Rey y)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülü’l-emre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (Nisa, 4/59)

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

Andolsun Allâh’ın Elçisinde sizin için Allah’a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh’ı çok anan kimseler için, (uyulacak) en güzel bir örnek vardır. (Ahzab, 33/21)

Kur’an ile Peygamberi ayıran Müslüman bir zihniyet düşünülemez. Yukarıdaki ayetler bunu açıkça gösteriyor.

“Rasülullah örneği”inden müstağni kalabileceğini sanan bir zihniyet, Kur’an-ı Kerim’i Allah’ın rızasına uygun olarak anlamaktan kendini mahrum bırakmış demektir.

Rasülullah (sav) Allah’ın kulu ve elçisidir. Allah’tan aldığı vahyi insanlara iletmek, anlatmak, açıklamak ve tatbik etmekle görevlidir. Bu açıdan baktığımızda Kur’an ve sünnet bütünlüğünü daha iyi kavrarız. Rasülullah (sav) Efendimizin tebliğ ve tebyin görevi konumuzu açıklar.

Tebliğ

Bütün peygamberlerin ortak özelliğidir. Her nebî öncelikle aldığı ilâhî emânetin teblîğinden sorumludur. Nitekim Kur’ân’da şöyle buyrulur:

يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ

“Ey Rasûl! Sana Rabbından her indirileni tebliğ et! Eğer etmezsen O’nun sana yüklediği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola iletmez. “ (Mâide, 5/67)

Tebyin

Kur’ân anlaşılmak üzere indirildiğinden Hz. Peygamber’in insanların Kur’ân’dan anlayıp kavramakta zorlandıkları konuları açıklama görevi vardır. Nitekim Kur’ân’da buyrulur:

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

“Sana bu Kur’ân’ı apaçık delillerle ve sayfalarla indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayıp (tebyin) anlatasın. Umulur ki böylece onlar da düşünürler.” (Nahl, 16/44)

Şimdi nasıl olur da Peygamberi ve sünnetini Kur’an’dan ayrı düşünebiliriz?

Bazı Müslümanların Kur’an ve sünnet hakkında ifrat ve tefrite düştüğü görülmektedir. Sünneti terk edip yalnız Kur’an bize yeter gibi bazı iddialar ortaya atılmaktadır.

Bu iddia Apaçık Allah ve rasülünün arasını ayırmak demektir. Allah’ın dinini ve islamın hükümlerini tam anlamıyla bilen bir Müslüman gerçeğe karşı koyarak, sünnetin delil oluşunu inkar edip İslamın yalnızca Kur’an olduğunu benimseyemez. Çünkü şeriat hükümlerinin çoğu sünnet ile sabit olmuştur. Kur’an’daki hükümler ise genellikle mücmel ve külli kaideler şeklindedir. Aksi takdirde biz beş vakit namazı, namazın rekatlarını, kılınış şeklini vs. zekat miktarlarını, hacc ibadetinin tafsilatını, muamelat ve ibadetlerin diğer hükümlerini Kur’an’ın neresinde buluruz?

İslam Dini’nin hayata geçirilmesi hususunda, Hz. Peygamberin sözlerinin ve uygulamalarının önemli bir yeri olduğunu gayet iyi bilen İslam düşmanı bazı müşteşrikler, doğrudan doğruya Kur’an’ı hedef almak yerine, daha ziyade, Hz. Peygamber ve onun sünnetinin dindeki yerini sarsmaya, hadisler ve raviler üzerinde şüphe uyandırmaya çalışmışlar ve maalesef İslam aleminden de bilerek veya bilmeyerek bunların etkisi altında kalan kimseler olmuştur. (Sünnetin Dindeki Yeri, Mevlüt Güngör’ün tebliği s.75, Ensar Neşriyat)