Vaaz
Aile: İnsanın Dünyadaki Cenneti
İnsan, cana yakın, kendisiyle ünsiyet ve ülfet kurulan, uyumlu, sosyal bir varlıktır. İnsan, bir ailede dünyaya gözlerini açar. Küçücük bu bedenin dünya serüveni…
Giriş
İnsan, cana yakın, kendisiyle ünsiyet ve ülfet kurulan, uyumlu, sosyal bir varlıktır. İnsan, bir ailede dünyaya gözlerini açar. Küçücük bu bedenin dünya serüveni aile ile başlar. Onu sımsıcak saran, bağırlarına basan, geceleri uykularından vazgeçen anne ve babası onun hep yanı başındadır. Onun ilk öğretmeni bu iki değerli varlıktır. Onlardan aldığı terbiye ile hayata atılır ve topluma girer. Ve bir gün ayrılık vakti geldiğinde bu dünyadan yine en sevdiği ailesi tarafından uğurlanır.
Allah-u Teâlâ önce Hz. Âdem’i sonra ona eş olarak Hz. Havva’yı yaratmış, ilahi emirle Cennette kurulan bu ilk aile, daha sonra dünyada devam etmiştir. Rabbimiz, ُوَﻣِﻦْ اٰﯾَﺎﺗِﮫ۪ٓ اَنْ ﺧَﻠَﻖَ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ اَﻧْﻔُﺴِﻜُﻢْ اَزْوَاﺟﺎً ﻟِﺘَﺴْﻜ ـﻨُٓﻮا اِﻟَﯿْﮭَﺎ وَﺟَﻌَﻞَ ﺑَﯿْﻨَﻜُﻢْ ﻣَﻮَدﱠةً وَرَﺣْﻤَﺔًۜ اِنﱠ ﻓ۪ ﻲ ذٰﻟِﻚَ ﻻَٰﯾَﺎتٍ ﻟِﻘَﻮْمٍ ﯾَﺘَﻔَﻜﱠﺮُونَ “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21) buyurmuştur.
Ayeti kerimede sevgiye, merhamete, huzura vurgu yapılmıştır. Merhametin de sevginin de kaynağı Allah-u Teâlâ’dır. Aile sevgi ve merhametin yeryüzünde tecellisidir. Diğer bir ayet-i kerimede: ًوَဃﱣ ُ ﺟَﻌَﻞَ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﺑُﯿُﻮﺗِﻜُﻢْ ﺳَﻜَﻨﺎ “Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı.” (Nahl, 16/80) buyrulduğu üzere aile, kişinin mutlu olacağı, huzur bulacağı yerdir.
Aile Kurmak ve Nikah
Aile, nesep ve evlilik bağı ile bir araya gelmiş, bir çatı altında bulunan insanlar topluluğudur. Aile hem toplumun çekirdeği hem de geleceğidir. Toplumun huzur ve selameti, geleceğin inşası aileden geçmektedir.
Aile nikâhla kurulur. Nikâh, evlenme ehliyetine sahip ve evlenmelerinde dini açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin şahitlerin huzurunda, birbirleriyle evlenmeleri konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden oluşan bir akittir. Nikâh Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in sünnetidir. Hadis-i şerifte, ُْاَﻟﻨِّﻜَﺎحُ ﺳُﻨﱠﺘ۪ﻲ ﻓَﻤَﻦْ ﻟَﻢْ ﯾَﻌْﻤَﻞْ ﺑِﺴُﻨﱠﺘ۪ﻲ ﻓَﻠَﯿْﺲَ ﻣِﻨّ۪ﻲ وَﺗَﺰَوﱠﺟُﻮا، ﻓَﺈِﻧّ۪ﻲ ﻣُﻜَﺎﺛِﺮٌ ﺑِﻜُﻢُ اﻷ ﻣَﻢَ “Nikâh benim sünnetimdir. Benim sünnetimle amel etmeyen benden değildir. Evleniniz, çoğalınız. Zira ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim…” (İbn Mâce, Nikâh, 1) buyrulmuştur.
Değerlerimizin tükendiği günümüzde, aile elimizde kalan en değerli son kalemizdir. Ailenin önce sağlam temeller üzerine kurulması, sonra da korunması gerekmektedir. Allah Resulü (s.a.s.) yeni bir toplum inşa ederken aileye önem vermiş, evlenmeyi teşvik etmiş, evlenmeyi terk edenleri hoş karşılamamıştır. ِّأَنﱠ ﻧَﻔَﺮًا ﻣِﻦْ أَﺻْﺤَﺎبِ اﻟﻨﱠﺒِﻰ-ﺻﻠﻰ ﷲ ﻋﻠﯿﮫ وﺳﻠﻢ- ِّﺳَﺄَﻟُﻮا أَزْوَاﺟَﺔَ اﻟﻨﱠﺒِﻰ-ﺻﻠﻰ ﷲ ﻋﻠ ﯿﮫ وﺳﻠﻢ- َﻋَﻦْ ﻋَﻤَﻠِﮫِ ﻓِﻰ اﻟﺴِّﺮِّ ﻓَﻘَﺎلَ ﺑَﻌْﻀُﮭُﻢْ ﻻَ أَﺗَﺰَوﱠجُ اﻟﻨِّﺴَﺎء . وَﻗَﺎلَ ﺑَﻌْﻀُﮭُﻢْ ﻻَ آﻛُﻞُ اﻟﻠﱠﺤْﻢَ . وَﻗَﺎلَ ﺑَ ﻌْﻀُﮭُﻢْ ﻻَ أَﻧَﺎمُ ﻋَﻠَﻰ ﻓِﺮَاشٍ . ﻓَﺤَﻤِﺪَ ﷲَ وَأَﺛْﻨَﻰ ﻋَﻠَﯿْﮫِ . ﻓَﻘَﺎلَ : ) ﻣَﺎ ﺑَﺎلُ أَﻗْﻮَامٍ ﻗَﺎﻟُﻮا ﻛَﺬَا وَﻛَﺬَا ﻟَﻜِﻨِّ ﻰ أُﺻَ ﻠِّﻰ وَأَﻧَﺎمُ وَأَﺻُﻮمُ وَأُﻓْﻄِﺮُ وَأَﺗَﺰَوﱠجُ اﻟﻨِّﺴَﺎءَ ﻓَﻤَﻦْ رَﻏِﺐَ ﻋَﻦْ ﺳُﻨﱠﺘِﻰ ﻓَﻠَﯿْﺲَ ﻣِﻨِّﻲ Hz. Peygamber (s.a.s.)’in eşlerine gelerek onun yalnız başına iken yaptığı ibadetleri sordular. (Kendi ibadetlerini az görerek) onlardan birisi, “Kadınlarla evlenmeyeceğim.”; birisi “Et yemeyeceğim”; diğeri “Yatakta uyumayacağım” dedi. (Bu sözler Allah Resulüne ulaşınca) Allah’a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Bazılarına ne oluyor da bu sözleri söylüyorlar? Hâlbuki ben namazda kılarım, uyurumda; oruç da tutarım, tutmadığımda olur; kadınlarla da evlenirim. Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Müslim, Nikâh, 5)
Allah Resulü (s.a.s.) evlenmeyi tavsiye etmiştir. ْﯾَﺎ ﻣَﻌْﺸَﺮَ اﻟﺸﱠﺒَﺎبِ، ﻣَﻦِ اﺳْﺘَﻄَﺎعَ اﻟْﺒَﺎءَةَ ﻓَﻠ ﯿَﺘَﺰَوﱠجْ، ﻓَﺈِﻧﱠﮫُ أَﻏَﺾﱡ ﻟِﻠْﺒَﺼَﺮِ وَأَﺣْﺼَﻦُ ﻟِﻠْﻔَﺮْجِ … “Ey gençler, sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin. Zira evlilik gözü harama bakmaktan, iffeti muhafaza eder…” (Buhârî, Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1)
Eş Seçimi
Evlilik, geçici bir süre için bir araya gelme değildir. Hem dünya hayatında hem de ahiret yurdunda sürecek bir birlikteliktir. Günümüzde boşanmaların yüksek olması, özellikle evliğin ilk yıllarında boşanma oranının daha fazla olması, evlilik öncesi eş seçiminin önemini gündeme getirmektedir. Eş seçiminde bizim ölçümüz nasıl olmalı? Bu sorunun cevabını Allah Resulü (s.a.s.) veriyor: ِﺗُﻨْﻜَﺢُ اﻟْﻤَﺮأةُ ﻻرْﺑَﻊِ ﺧِﺼَﺎل : ﻟِﻤَﺎﻟِﮭَﺎ، وَﻟِﺤَﺴَﺒِﮭَﺎ، وَﻟِﺠَﻤَﺎﻟِﮭَﺎ، وَﻟِﺪِﯾﻨِﮭَﺎ . ﻓَﺄظْﻔَﺮْ ﺑِﺬَاتِ اﻟْﺪِّﯾﻦِ، ﺗَ ﺮِﺑَﺖْ ﯾَﺪَاكَ “Bir kadınla dört şey için evlenilir: Malı, asaleti, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı seç ki elin bereket görsün.” (Müslim, Rada, 53)
Dindarlık hayatın her anını Allah ve Resulü’nün istediği yönde yaşamaktır. Eşlerin seçiminde dini ve ahlaki hassasiyetin gözetilmesi, aile yuvası kurulduktan sonra da ahlaki ve dini değerlerin ailede sürdürülmesi, ailede oluşması muhtemel sorunların önüne geçecektir. Resulullah (s.a.s.): ُ اَﻟْﺪﱡﻧْﯿَﺎ ﻣَﺘَﺎعٌ، وَﺧَﯿْﺮُ ﻣَﺘَﺎعِ اﻟﺪﱡﻧْﯿَﺎ اﻟْﻤَﺮْأةُ اﻟﺼﱠﺎﻟِﺤَﺔ “Dünya bir geçimdir. Dünyanın en hayırlı varlığı saliha bir eştir.” (Müslim, Rada, 64; Nesaî, Nikah 15) buyurarak dünyadaki hakiki mutluluğun salih ve saliha insanlardan oluşan bir aile, böyle ailelerden oluşan bir toplumla gerçekleşeceğini bildirmiştir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için Kur’an ve sünnetin tavsiyelerine kulak vermeliyiz.
Nikah ve Düğünde Dünyevi Kaygılar
Dünyevi maksatların uhrevi gayelerin önüne geçtiği, dünyevileşmenin her yanımızı sardığı asrımızda gençler, daha çok geçici değerlerin ve arzuların peşinden gitmektedir. İslam’ın ortaya koyduğu ölçüler kişiyi ömür boyu mesut kılacak değerlerdir. Evlilik öncesi aşırı maddi ve dünyevi kaygılar mutlu yuvanın önündeki en büyük engellerdendir. Zira Cenab-ı Hak: ِوَأَﻧْﻜِﺤُﻮا اﻷَْﯾَﺎﻣَﻰ ﻣِﻨْﻜُﻢْ وَاﻟﺼﱠﺎﻟ ﺤِﯿﻦَ ﻣِﻦْ ﻋِﺒَﺎدِﻛُﻢْ وَإِﻣَﺎﺋِﻜُﻢْ إِنْ ﯾَﻜُﻮﻧُﻮا ﻓُﻘَﺮَاءَ ﯾُﻐْﻨِﮭِﻢُ ဃﱠ ُ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻠِﮫِ وَဃﱠُ وَاﺳِﻊٌ ﻋَﻠِﯿﻢٌ “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.” (Nur, 24/32)
Ayet-i kerimede geçen “Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir” kısmından anlıyoruz ki; zenginliğin, malın, mülkün gerçek sahibi Allah’tır. O verdiği için biz zenginiz. Gerçek zenginler gönlü zengin ve ahlakı güzel olanlardır. Gerçek yoksullar ise değerlerden mahrum olanlardır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in kızı Hz. Fatıma (r.a.) evlendiği zaman çeyizinde sadece bir yaygı, içi hurma lifiyle doldurulmuş bir yastık, bir su kırbası, bir elek, bir havlu ve bir su bardağı vardı. (İbn Hanbel, I/104) Bu gün böyle bir çeyiz olsun demiyoruz. Fakat düğün masraflarındaki aşırılık, gösteriş, israf, abartılı alışverişler, bilinçsiz tüketim dini değerlerle uyuşmamaktadır. Düğünlerimizi, düğün öncesi alışverişleri yeniden gözden geçirmeliyiz. Araçları amaç haline dönüştürmekten sakınmalıyız. İsraf ile cimrilik arasında bir dengede hareket etmeliyiz. ِﺧَﯿْﺮُ اﻟﻨِّﻜَﺎح أَﯾْﺴَﺮُهُ “Nikahın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır” (Ebu Davud, Nikâh, 31) hadisi taraflarca benimsenmelidir. Düğün öncesi ağır şartlar ve masraflar ileri sürmek, evlenmeyi zorlaştırır.Bu durum evlenecek gençleri ve ailelerini sıkıntıya sokar. Düğünlerde İslam’ın haram kıldığı davranışlardan kaçınılmalı, giyim, kuşam, yeme-içmede dini hassasiyetler gözetilmelidir. Allah’ın emri, Peygamber’in sünneti sözleriyle çıkılan bu yolda Allah ve Resulünün istemediği şeyler yapılmamalıdır.
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Aile Hayatı En Güzel Örnektir
Ailemizin dünyada cennet olması, cennette de devam etmesi için güzel örnekler, model yaşantılar incelenmeli ve örnek alınmalıdır. Rabbimiz: َﻟَﻘَﺪْ ﻛَﺎنَ ﻟَﻜُﻢْ ﻓٖﻲ رَﺳُﻮلِ ဃﱣ ِ اُﺳْﻮَةٌ ﺣَﺴَﻨَﺔٌ ﻟِﻤَﻦْ ﻛَﺎنَ ﯾَﺮْﺟُﻮا ဃﱣ َ وَاﻟْﯿَﻮْمَ اﻻْٰﺧِﺮَ وَذَﻛَﺮَ ဃﱣ ﻛَﺜٖﯿﺮاًؕ “İçinizden Allah’ın lütfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.” (Ahzab, 33/21) buyurmuştur.
İnsan dünyada hedeflerine ulaşmak için uygun modeller edinir ve onları taklit eder. Hiç şüphesiz Müminlerin örnek alacağı, yolunu izleyeceği, tavsiyelerine uyacağı en güzel örnek Sevgili Peygamberimizdir. Allah Resulü (s.a.s.) eşlerini üzmemiş, hanımlarına karşı güler yüzlü davranmıştır. Zaman zaman hanımlarıyla şakalaşmış, gönüllerini almıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “En hayırlınız, ailesine hayırlı davranandır. Ben de sizin aranızda ailesine karşı en hayırlı davrananım.” (İbn Mâce, Nikâh, 50)Her bir mümin erkek ve kadının Allah Resulü’nün aile hayatını öğrenmesi ve kendisine model alması gerekmektedir. Zira Allah (c.c.), Resulünün ahlakını övmektedir (Kalem, 68/4).
Hz. Hatice ile Hz. Peygamber (s.a.s.)’in 25 yıl mutlu bir evlilikleri oldu. Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Hz. Hatice (r.a.)’nın evliliğinde sıcak bir dostluk, samimiyet, fedakarlık, sevgi, saygı, vefa gibi hasletler vardı. Hz. Peygamber (s.a.s.), Allah’tan aldığı vahyi, gelip ilk defa ona anlatmış ve onunla paylaşmıştır. Hz. Hatice (r.a.) malını mülkünü İslam yolunda sarf etmiş, bu yolda Hz. Peygamberi (s.a.s.) destekleyenlerin en başında yer almış İslam Tarihine Haticetü’l-Kübra olarak geçmiştir. Vefat ettiği yıla hüzün yılı denmiş. Hz. Peygamber (s.a.s.) Hz. Hatice’nin vefatından sonra da hatırasını yaşatmış, vefa ile anmış, onun arkadaşlarına hürmet göstermiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Hz. Aişe’ye (r.a.) Aişecik manasında Uveyş, Humeyra (alyanaklı) diye hitap etmiştir.
Enes b. Mâlik (r.a.) der ki: “Aile fertlerine karşı Hz. Muhammed’den daha şefkatlisini görmedim.”(Müslim, Fedâil, 63; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III,112.)
Ailenin Dünyada Cennet Olması İçin Tavsiyeler
1- Ailede kadın ve erkek birbirinin rakibi değil, tamamlayıcsıdır. Yaratılıştaki ve cinsiyetteki farklılıklar ilahi takdirdir. Her birinin ayrı bir hikmeti vardır. Erkekle kadın birbirlerinin eksiklerini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibidirler. Ayet-i Kerime’de: ھُﻦﱠ ﻟِﺒَﺎسٌ ﻟَﻜُﻢْ وَاَﻧْﺘُﻢْ ﻟِﺒَﺎسٌ ﻟَﮭُﻦﱠ “Onlar (hanımlar) sizin için bir elbise; siz de onlar için bir elbisesiniz.” (Bakara, 2/187) buyurularak, bir örtü misali erkek kadının, kadında erkeğin kusur ve hatalarını örtmeli, aile içi özel bilgiler dışarı ile paylaşılmamalıdır. Müslüman giyim kuşamında mahremiyete dikkat ettiği gibi bilgi mahremiyetine de dikkat etmelidir.
2- Ailede koca eşini, kadın kocasını Allah’ın bir emaneti olarak görmeli ve görevlerini yerine getirmeli, eşini Allah’ın bir lütfu olarak sevmeli, eşler birbirine saygı göstermeli, aile içi ilişkilerde nezaket asla terk edilmemelidir. Eşler birbirlerini başkaları yanında eleştirmemeli, taraflar birbirini rencide etmemelidir. Atalarımız “Kılıç yarası geçer ama dil yarası geçmez.” demiştir. Aile içi tartışmalarda, yaralayıcı, kırıcı sözler sarf etmekten sakınılmalıdır. Allah Resulü (s.a.s.): ْﻻ َﯾَﻔْﺮُكُ ﻣُﺆْﻣِﻦٌ ﻣُﺆْﻣِﻨَﺔٌ إِن ﻛَﺮِهَ ﻣِﻨْﮭَﺎ ﺧُﻠْﻘًﺎ رَﺿِﻰَ آﺧَﺮَ “Bir mümin erkek, bir mümin kadına buğzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.” (Müslim, Radâ, 61) buyurmuştur.
Evlatlarının mutlu olmasını isteyen anne babalar çocuklarını sorumlu bir birey olarak yetiştirmeli, onlara güzel tavsiyelerde bulunmalıdır. Bir Anadolu kadınının gelin giden kızına verdiği nasihat ne kadar güzel bir nasihattir: “Gel benim sırma saçlı, hilal kaşlı, helalinden emzirdiğim, bin naz ile dindirdiğim gül kızım! İyilikten yana bülbül kızım, kocanın sofrasına aş, sevincine eş, hüznüne kardeş ol. İki bedende bir can olun, saadeti Hakk’a uymakta bulun!” Unutulmamalıdır ki bu nasihat, sadece kızımız için değil, hiç şüphesiz oğlumuz için de geçerlidir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de وَﻋَﺎﺷِﺮُوھُﻦﱠ ﺑِﺎﻟْﻤَﻌْﺮُوفِ ﻓَﺈِنْ ﻛَﺮِھْﺘُﻤُﻮھُﻦﱠ ﻓَﻌَﺴَﻰ أَنْ ﺗَﻜْﺮَھُﻮا ﺷَﯿْﺌًﺎ وَﯾَﺠْﻌَﻞَ ဃﱠ ُ ﻓِﯿﮫِ ﺧَﯿْﺮًا ﻛَ ﺜِﯿﺮًا “Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa, 4/19) buyurmuştur. Eşler birbirlerini dinlemeli, zaman ayırmalı, değer vermeli, takdir etmelidir.
3- Aile bireyleri sadece maddi konularda değil, manevi yönden de birbirlerine destek olmalıdır. ﯾَﺎ اَﯾﱡﮭَﺎ اﻟﱠﺬﯾﻦَ اﻣَﻨُﻮا ﻗُﻮا اَﻧْﻔُﺴَﻜُﻢْ وَاَھْﻠﯿﻜُﻢْ ﻧَﺎرًا وَﻗُﻮدُھَﺎ اﻟﻨﱠﺎسُ وَاﻟْﺤِﺠَﺎرَةُ “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim, 66/6) Mutlu bir yuva için ailede ibadetler yapılmalı, evin bereketi için Kur’an-ı Kerim okunmalı, İslam’ın yaşanması yönünde eşler birbirlerine destek olmalıdırlar.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah o kimseye rahmetiyle muamele eder ki gece kalkıp namazını kılar, hanımını da uyandırır, o da namaz kılar, eğer imtina ederse yüzüne su serperek uyandırır. Allah o kadına da rahmetiyle muamele eder ki gece kalkıp namazını kılar, kocasını da kaldırır, o da namazını kılar. Eğer imtina ederse yüzüne su serperek uyandırır.” (İbn Hanbel, II/250; Ebû Davud, Tatavvu’, 18)
4- Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: أَﻻَ إِنﱠ ﻟَﻜُﻢْ ﻋَﻠَﻰ ﻧِﺴَﺎﺋِﻜُﻢْ ﺣَﻘ̒ﺎ وَﻟِﻨِﺴَﺎﺋِﻜُﻢْ ﻋَﻠَﯿْﻜُﻢْ ﺣَﻘ̒ﺎ “Dikkat edin! Sizin hanımlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi, hanımlarınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır.” (Tirmizî, Radâ, 11)
Ailede karı koca birbirlerine karşı görevlerini yerine getirmesi gerekir. İnsan sorumlu bir varlıktır. İnsan Rabbine, ailesine, çevresine karşı sorumludur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), hicretten sonra muhacir ile ensarı kardeş ilan etmişti. Aralarında manevi kardeşlik bağı kurduğu sahabiler arasında Selmân-ı Fârisî ile Ebu’d-Derdâ da (r.a.) vardı. Ebu’d- Derdâ (r.a.), İslam’la şereflendikten sonra Allah’a ibadet dışında hiçbir şeyle meşgul olmamaya karar vermişti. Ticareti bırakmış, hatta ailesini dahi ihmal etmeye başlamıştı. Onun bu durumuna şahit olan Selmân (r.a.), kardeşi Ebu’d-Derdâ’yı (r.a.) şu sözlerle uyardı: “Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır. Nefsinin senin üzerinde hakkı vardır. Ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Şu halde her hak sahibine hakkını ver!” Ebu’d-Derdâ, Selmân’ın bu sözlerini Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e aktarınca Allah Resûlü (s.a.s), “Selmân doğru söylemiş.” (Buhârî, Savm, 51) buyurdu.
5- Hiç şüphesiz ailenin meyvesi çocuklardır. Çocuklar göz aydınlığı, gönül sürurudur. Evlilik bağlarının kuvvetlenmesine vesile olur. Çocuklarını Kur’an ve sünnetin istediği şekilde yetiştiren aileler dünyada da ahirette de mutlu olacaklardır. Çocuklara Allah ve Peygamber sevgisi küçükten verilmeli, ibadetler sevdirilerek alıştırılmalıdır. İslam’ın özü olan güzel ahlak ailede yaşanmalıdır. Rabbimiz şöyle buyurmuştur: وَأْﻣُﺮْ أَھْﻠَﻚَ ﺑِﺎﻟﺼﱠﻼَةِ وَاﺻْﻄَﺒِﺮْ ﻋَﻠَﯿْﮭَﺎ “Ailene namazı emret, kendin de ona devam et.” (Taha, 20/132)
6- Aile bireylerinin birbirlerine vakit ayırması gerekir. Arkadaşları ile sohbet eden, TV, internet, sosyal medya karşısında saatlerini harcayan ama eşiyle, çocuklarıyla vakit geçirmeyenler kul hakkına girmiştir. Eş ve çocuklar emanettir.
7- Eşler birbirlerine ve çocuklarına karşı sabırlı olmalıdır. Sabır, girdiği her yeri güzelleştirir, sabır aydınlıktır.
8- Evlenen bireyler, “ben” “sen” yerine “biz”, emir dili yerine rica ve birliktelik ifade eden cümleler kullanmalıdır. Senin annen, senin baban gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Ailede geçmişte yaşanan olumsuzluklar tekrar dile getirilmemelidir.
9- Aile içindeki küçük tartışmalar ciddiye alınmamalı, büyütülmemeli ve kavga etmekten de kaçınılmalı, öfkeler yutulmalıdır. Huzurlu bir aile için eşler birbirlerini Allah rızası için sevmeli, birbirlerini Allah’ın emaneti olarak görmeli, kırmamalı, incitmemeli, karşılıklı haklara riayet edilmeli, sevgi, saygı, sabır, sadakat, samimiyet, sorumluluk, fedakârlık ve anlayış içerisinde aile yuvası sürdürülmelidir. Rahman’ın has kullarının özelliklerinin anlatıldığı Furkan suresinde Rabbimiz şöyle buyurmuştur: ۪وَاﻟﱠﺬ۪ﯾﻦَ ﯾَﻘُﻮﻟُﻮنَ رَﺑﱠـﻨَﺎ ھَﺐْ ﻟَﻨَﺎ ﻣِﻦْ اَزْوَاﺟِﻨَﺎ وَذُرِّﯾﱠﺎﺗِﻨَﺎ ﻗُﺮﱠةَ اَﻋْﯿُﻦٍ وَاﺟْﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟِﻠْﻤُﺘﱠﻘ ﯿﻦَ اِﻣَﺎﻣﺎً “Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!” diyenlerdir.” (Furkan, 25/74)
Rabbimiz ailemizi hem dünyada hem de ahirette cennetimiz eylesin.