Vaaz
Akrabalık İlişkileri
Müslümanlar arasında birbirinden farklı derecede soy, nesep, hısımlık ve akrabalık bağları vardır. Oluşan bu akrabalık ilişkilerinden dolayı aralarında birtakım…
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Akrabalık İlişkileri
Sıla-i rahim: anne karnında başlayan bağı kıyamete kadar yaşatmak
Giriş
Müslümanlar arasında birbirinden farklı derecede soy, nesep, hısımlık ve akrabalık bağları vardır. Oluşan bu akrabalık ilişkilerinden dolayı aralarında birtakım görevler, haklar ve hükümler meydana gelir. Bunların yerine getirilmesi ve özenle gözetilmesi dinimizin bir emridir. Arapça’da “akrabalık” mânasına isim olarak kullanılan karâbe, kurbe veya kurbâ masdarlarıyla yapılan zü’l-karâbe, zü’l-kurbâ (çoğulu zevü’l-kurbâ) vb. terkipler de “akraba” mânasına gelmektedir. (Vecdi Akyüz, Akraba, DİA, 2/285-287).
Kur’ân-ı Kerîm’de sıla-i rahim kelimesi yer almamakla birlikte çoğulu erhâm yedi âyette sözlük anlamında (meselâ bk. Âl-i İmrân 3/6; En‘âm 6/143, 144; Ra‘d 13/8), üç âyette “akrabalar, akrabalık bağları, akrabalık hakları” (Nisâ 4/1; Muhammed 47/22; Mümtehine 60/3), iki âyette ülü’l-erhâm şeklinde (Enfâl 8/75; Ahzâb 33/6) “akrabalar” mânasında geçmektedir. (Mustafa Çağrıcı, Sıla-i Rahim, DİA, 37/112-113)
Akrabalar arasındaki ilişkiler İslâm literatüründe sıla-i rahim olarak ifade edilir. “Rahim” ile anne rahmi, “sıla” ile de bağ kastedilir. Rahim, anne karnında bebeğin yaratıldığı yerdir. Anne ile cenin birbirine kordonla bağlıdır ve cenin o bağ olmazsa yaşama imkânını kaybeder. Cenin doğup dünyaya geldikten sonra madden ve manen duygusal bir bağa ihtiyaç duyar. Bu bağ, bir ömür muhafaza edilmesi gereken bir bağdır. Sıla-i rahim, anne karnında başlayan duygusal bağın kıyamete kadar devam etmesini ifade eder.
Ayrıca sözlükte ‘sıla’ kelimesi mastar olup, kavuşmak, bağ kurmak anlamına gelir. Rahim ise, acıma, koruma, şefkat mânalarına gelmektedir. (İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, II, 210)
Akrabalık üç şekilde oluşur: kan bağı, evlilik (sıhriyet) ve süt emme (radâ‘). Bu bağlar; miras, nafaka, evlilik yasakları, bakım, ikram ve ihsan gibi birtakım yükümlülükleri beraberinde getirir.
-
Birinci derecedeki (kan bağı) akrabalarımız: anne, baba, çocuklar ve kardeşler, dede, nine, amca ve dayı, hala ve teyze gibi.
-
Sıhriyet (hısımlar) yolu ile olan akrabalarımız: kayınbaba, kayınvalide ve çocukları gibi.
-
Süt emme (radâ‘) ile oluşan akrabalarımız: süt kardeşler ve çocukları gibi.
A. Kur’ân-ı Kerîm’de Akrabalık (Sıla-i Rahim)
Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyurmaktadır:
Âyet-i Kerîme
وَاِذْ اَخَذْنَا مٖيثَاقَ بَنٖٓى اِسْرَٓاءٖيلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ
“Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, “Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin” diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz.” (Bakara, 2/83)
Bu âyet-i kerîmede, Allah’tan başka ilâh tanımamak, ana babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik etmek, insanlara güzel söz söylemek, namaz kılıp zekât vermek gibi yükümlülükler üzerinde durulmuştur. Bu hususlar bütün peygamberlere gönderilen kutsal kitapların ortak öğretileri olup, Kur’ân-ı Kerîm’de Müslümanlar da bu tür vecîbelerle yükümlü kılınmıştır (ayrıntılı bilgi için bk. En‘âm, 6/151-153; İsrâ, 17/23-39).
Başka bir âyetinde ise Rabbimiz,
Âyet-i Kerîme
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَؕ قُلْ مَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَابْنِ السَّبٖيلِؕ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ
“Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak ne harcarsanız o, ana baba, akraba, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, Allah onu hakkıyla bilir.” (Bakara, 2/215)
Bu âyet-i kerîmenin bizlere verdiği en önemli mesaj şudur: bizler sevap kazanmak için bazı harcamalar yaparız (zekât, infak, sadaka vb.), bu harcamaları yaparken önce kimlerden başlamamız gerektiğini bize öğretir.
Her cuma günü hatibin minberden inerken okuduğu Nahl sûresi 90. âyetinde Rabbimiz;
Âyet-i Kerîme
اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَٓائِ۬ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
“Şüphesiz ki Allah adaletli davranmayı, iyilik yapmayı ve akrabayı görüp gözetmeyi emreder. Her türlü hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Düşünüp ders alasınız diye size öğüt verir.” (Nahl, 16/90)
Bu âyetinde Yüce Allah, dört husus üzerinde durmaktadır. Adaletli olmayı, iyilik yapmayı, akrabaya bakmayı emrederken, her türlü hayâsızlığı ve azgınlığı da yasaklamaktadır. Akrabalık bağlarını gözetmek ilâhî bir emir olarak karşımıza çıkmaktadır.
Akrabaya hakkını vermek anlamında Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
Âyet-i Kerîme
وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذٖيراً
“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.” (İsrâ, 17/26)
Akrabayı uyarma ve yol gösterme anlamında Yüce Allah Peygamberimize (s.a.s.) hitaben:
Âyet-i Kerîme
﴿ وَاَنْذِرْ عَشٖيرَتَكَ الْاَقْرَبٖينَۙ ﴾
“(Önce) en yakın akrabanı uyar.” (Şuarâ, 26/214) buyurmuştur.
B. Hadisler Bağlamında Akrabalık İlişkileri
571 yılında Mekke’de dünyaya gelen Peygamberimiz (s.a.s.) çocukluk ve gençlik dönemlerinde bile akrabalık ilişkilerine önem vermiştir. Belli bir dönem dedesi ve amcasının yanında büyüyen Resûlullah (s.a.s.), onlara gayet iyi davranmış ve asla gönüllerini incitecek tavır ve davranış sergilememiştir.
610 yılında Nur dağında Hira mağarasında Cebrail (a.s.) tarafından ilk vahye muhatap olan Peygamberimiz (s.a.s.) evine gelmiş, bir korku ve panik içerisinde bulunduğu esnada eşi Hz. Hatice’ye (r.a.) ‘Beni örtünüz, beni örtünüz’ demiş, uyanıp kendine geldiğinde başından geçenleri eşine anlatmış, eşi Hz. Hatice (r.a.) Peygamberimizi (s.a.s.) teskin ederek, “Allah’a yemin ederim ki; Rabbin seni hiçbir zaman utandırmaz. Zira sen akrabanı gözetirsin, âciz olanların ağırlığını yüklenirsin, fakire verir, misafiri ağırlar, hak yolunda halka yardım edersin…” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1) diyerek onu teselli etmiştir.
Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
Hadîs-i Şerîf
الرَّاحِمُونَ يَرْحَمُهُمُ الرَّحْمَنُ ارْحَمُوا مَنْ فِى الأَرْضِ يَرْحَمْكُمْ مَنْ فِى السَّمَاءِ الرَّحِمُ شُجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ فَمَنْ وَصَلَهَا وَصَلَهُ اللَّهُ وَمَنْ قَطَعَهَا قَطَعَهُ اللَّهُ
“Merhametliler, Rahmân’ın merhamet ettiği kimselerdir. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin! “Rahim” Rahmân’dan bir bağdır. Kim onunla irtibatını sürdürürse Allah da onunla irtibatını sürdürür; kim de onu koparırsa Allah da o kimseyle ilişkisini koparır.” (Tirmizî, Birr, 16)
Başka bir hadisinde ise Resûlullah (s.a.s.);
Hadîs-i Şerîf
لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعٌ
“Akraba ilişkisini kesen, cennete giremez.” buyurmuştur. (Müslim, Birr, 19; Buhârî, Edeb, 11)
Akrabalık ilişkilerini (sıla-i rahimi) iman ile ilişkilendiren Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
Hadîs-i Şerîf
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ
“Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, akraba ile irtibatını sürdürsün. Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb, 85)
Resûlullah (s.a.s.);
Hadîs-i Şerîf
“Akrabadan gelen iyiliğe misliyle karşılık veren kimse, tam mânâsıyla akrabasına sıla etmiş değildir. Gerçek sıla, kendisiyle ilgiyi kesenleri görüp gözetmektir.” (Buhârî, Edeb, 15) buyurmuştur.
C. Akrabalarımıza Karşı Yaklaşımımız Nasıl Olmalı?
- İyilik Yapmalı ve İyi Davranmalıyız
İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı. Aksine, unutan, akrabalık bağlarını koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmeli. İyilik yapmak ve iyi davranmak mümince bir duruştur. İyiliğe karşı iyilik, karşılık beklemeden yapılan iyilik ve kötülüğe karşı iyilik yapmak, bu çok zordur ama Allah katında mükâfatı çok büyüktür.
Huzeyfe (b. Yemân) tarafından nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
Hadîs-i Şerîf
لاَ تَكُونُوا إِمَّعَةً تَقُولُونَ: إِنْ أَحْسَنَ النَّاسُ أَحْسَنَّا، وَإِنْ ظَلَمُوا ظَلَمْنَا، وَلَكِنْ وَطِّنُوا أَنْفُسَكُمْ، إِنْ أَحْسَنَ النَّاسُ أَنْ تُحْسِنُوا، وَإِنْ أَسَاءُوا فَلاَ تَظْلِمُوا
“‘İnsanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız, zulmederlerse biz de zulmederiz.’ diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilikle karşılık vermeyi, kötülük yaptıklarında ise onlara zulmetmemeyi alışkanlık hâline getirin.” (Tirmizî, Birr, 63)
- Kalbimizde Sevgi Beslemeliyiz
Müslüman, Allah’ın yarattığı her canlıyı sevmelidir. Sevmek insana doğuştan verilen fıtrî bir duygudur. Akrabalık, bir ağacın kökleri, gövdesi ve dalları mesabesindedir. Ağacın gövdesi, dalları ve kökleri arasındaki ilişki neyse akrabalık ilişkilerimizde odur. Akrabalarımız arasında bir sevgi yumağı oluşturmalıyız.
Akrabalık, kanla kurulan bir bağdır; onu ayakta tutan ise gönülden gelen ilgidir.
- İlgi ve Alâka Göstermeliyiz
Ebû Hureyre’nin (r.a.) naklettiği bir hadis-i şerifte akrabalarıyla ilişkisini kesenin durumu şöyle ifade edilmektedir. Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
Hadîs-i Şerîf
إِنَّ أَعْمَالَ بَنِي آدَمَ تُعْرَضُ كُلَّ خَمِيسٍ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ، فَلَا يُقْبَلُ عَمَلُ قَاطِعِ رَحِمٍ
“Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah’a arz olunur. Ancak akrabasıyla alâkasını kesen kimsenin amelleri kabul edilmez.” (İbn Hanbel, II, 484)
Bu durum, ibadetlerimizin kabulü, kul hakkının önemi, akraba ilişkilerimizin ne kadar hayati değer taşıdığını gösteren (sıla-i rahim) bir ikazdır. Bu Nebevî uyarıya muhatap olmamak için biz müminlere yakışan, yakınlarımızdan ilgi ve alâkamızı kesmemektir.
- Ziyaret Etmeli ve Hediyeleşmeliyiz
Hadîs-i Şerîf
Bir sahâbî Peygamber Efendimize (s.a.s.) gelerek şöyle sordu: “Yâ Resûlallah! Beni cennete yaklaştıracak, cehennemden uzaklaştıracak bir ameli haber verir misiniz?” Peygamberimiz (s.a.s.) adama şöyle buyurdu: “Allah’a ibadet eder, ona hiçbir şeyi ortak koşmaz, namazı kılar, zekâtı verir, akrabanı gözetirsin.” Adam “tamam” dedi ve gitti. Peygamberimiz (s.a.s.) adamın arkasından, “Emrolunduğu şeyleri yaparsa cennete girer” buyurdu. (Buhârî, Zekât, 1; Müslim, Îmân, 12)
Akrabalarımızı ziyaret ederek ve hediyeleşerek aramızdaki sıla-i rahim bağlarımızı daha da güçlendirmiş oluruz.
- Affedici Olmalıyız
Akraba ilişkilerimizde en önemli husus af yolunu seçmektir. Rabbimiz de Peygamber Efendimize hitaben;
Âyet-i Kerîme
خُذِ الْعَفْوَ وَاْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلٖينَ
“Sen af yolunu (kolaylığı) seç, iyi olanı emret, cahillerden yüz çevir” (A’râf, 7/199) buyurarak affetmenin önemini vurgulamıştır. Aramızda yaşadığımız ufak tefek hatalardan, sorun ve sıkıntılardan dolayı akrabalık bağlarını koparmamak gerekir. Özür dilemek suretiyle, aramızda oluşan sorunları kaldırmamız gerekir. Biz Müslüman olarak birbirimizi, akrabamızı affedelim ki, Allah da bizi affetsin.
Sehl b. Muâz b. Enes’in (r.a.), babasından naklettiğine göre, Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
Hadîs-i Şerîf
أَفْضَلُ الْفَضَائِلِ أَنْ تَصِلَ مَنْ قَطَعَكَ، وَتُعْطِيَ مَنْ مَنَعَكَ، وَتَصْفَحَ عَمَّنْ شَتَمَكَ
“Faziletlerin en üstünü, seninle akrabalık bağlarını kesenle ilişkini sürdürmen, sana vermeyene vermen, sana kötü söz söyleyeni bağışlamandır.” (İbn Hanbel, III, 439)
Rabbimiz diğer bir âyetinde ise:
Âyet-i Kerîme
وَلَا يَأْتَلِ اُو۬لُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ اَنْ يُؤْتُٓوا اُو۬لِي الْقُرْبٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَالْمُهَاجِرٖينَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِۖ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواؕ اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْؕ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
“İçinizden yardım sever ve zengin olanlar akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere artık bir şey vermeyeceğiz diye yemin etmesinler. Bağışlasınlar, hoş görsünler; Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.” (Nûr, 24/22)
D. Akraba İlişkilerini (Sıla-i Rahim) Sürdürmenin Önemi
- Allah’ın Emri Olduğu ve Rahmet Kapısını Açtığı İçin
Âyet-i Kerîme
وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذٖيراً
“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya hakkını ver, fakat malını israf ederek saçıp savurma.” (İsrâ, 17/26)
Âyet-i Kerîme
وَالَّذٖينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مٖيثَاقِهٖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِهٖٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ
“Allah’a kesin söz verdikten sonra sözünden dönenler, Allah’ın korunup gözetilmesini emrettiği hususları (akrabalık bağını) koparıp atanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara gelince, işte lanet bunlar içindir, varılacak en kötü yerde bunlar içindir.” (Ra’d, 13/25)
Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadis-i şerifinde;
Hadîs-i Şerîf
“Akrabaya yapılan infak için hem sadaka hem de akrabayı koruyup gözetme sevabı vardır.” (Tirmizî, Zekât, 26) buyurmuştur.
Diğer bazı hadislerde de Allah’ın Rahmân ismiyle sıla-i rahim arasında ilişki kurularak bu görevi yerine getirenlerin ilâhî rahmetten nasiplerini alacaklarına, ihmal edenlerin ise rahmetten yoksun kalacaklarına işaret edilir (Müsned, I, 190, 191, 194; Buhârî, Edeb, 13; Tirmizî, Birr, 16) (Mustafa Çağrıcı, Sıla-i Rahim, DİA, 37/112-113)
- Duaların Kabulüne Vesiledir
Dua etmek, mümine yakışan en güzel davranışlardan biridir. Müslüman dua ile Allah katında değer kazanır. Onun için Rabbimiz âyetinde;
Âyet-i Kerîme
﴿ قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّٖي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ ﴾
“Duanız olmasa Allah size ne diye kıymet versin.” (Furkân, 25/77) buyurmuştur. Karşılıklı dua etmek sıla-i rahimin bir parçasıdır. Mümin mümine gıyabında dua eder ama akrabalarımıza iyilik ve hayır için dua etmek aynı zamanda sıla-i rahimin bir gereği ve önceliğidir:
Hadîs-i Şerîf
“Yeryüzünde bir Müslüman Allah’tan bir şey dilerse, günah bir şeyi istemedikçe veya akrabası ile ilgisini kesmeyi arzu etmediği sürece, Allah ya duasını hemen kabul eder, ya onu ahirete saklar, ya da ona vereceği şey kadar bir kötülüğü kendisinden giderir.” (Tirmizî, Da’avât, 115) buyurulur.
Hadîs-i Şerîf
“Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah’a arz olunur. Ancak akrabasıyla alâkasını kesen kimsenin amelleri kabul edilmez.” (Buhârî, el-Edebü’l-müfred, 61)
Mağaraya sığınan üç kişiyle ilgili meşhur hadiste bahsi geçen kişiler sâlih ameller vesilesiyle dua etmekte ve kabulünü niyaz etmektedirler. Bunlardan her biri yalnızca Allah’ın rızasını gözettiği önemli bir amelini zikrederek duada bulundular. İçlerinden birisi anne-babasına yaptığı iyiliği vesile kılarak dua etmiş ve duası kabul olmuştur. Böylece diğerlerinin de dualarına cevap verilmiş, mağaradan kurtulmuşlardır. (Buhârî, Büyû, 98; İcâre, 12; Müslim, Zikir, 100)
Unutmayalım ki; sıla-i rahim, kulun ibadetidir. Kulun Rabbiyle olan bağı koruması için yapması gereken bir görevdir. Ömrün ve rızkın bereketlenmesine, kulun ibadet ve duasının kabulüne vesiledir. Karşılığı hem bu dünyada hem de ahirette verilecek salih amellerdendir.
- Cehennemden Kurtuluşa ve Cennete Girmeye Vesiledir
Resûlullah (s.a.s.);
Hadîs-i Şerîf
يَا أَيُّهَا النَّاسُ، أَفْشُوا السَّلَامَ، وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ، وَصِلُوا الْأَرْحَامَ، وَصَلُّوا بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ، تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلَامٍ
“Ey insanlar! Selâmı yaygınlaştırın, yemek yedirin, akrabalık bağlarını gözetin ve insanlar uykudayken (gece) namaz kılın ki, esenlik içinde cennete giresiniz.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 42)
Yukarıda temas ettiğimiz hadiste de Peygamber Efendimiz (s.a.s.) akrabalık bağını kesenlerin cennete giremeyeceğini söylemiştir (Buhârî, Edeb, 11).
✦ ✦ ✦
Sonuç
Gerek âyet-i kerîmelerde gerekse hadis-i şeriflerde akraba ilişkisinin (sıla-i rahim) namaz, oruç, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslâm açısından büyük önemi olduğunu göstermektedir. Cumhur ulema sıla-i rahimde bulunmanın vâcip olduğunu, terk edilmesi halinde ise büyük günahlardan olduğunu söylemişlerdir.
Akraba ilişkilerimizde, onlara karşı tatlı dilli güler yüzlü olmak, karşılaştığımızda selam verip hâl hatır sormak, kendileri için hayır dilediğimizi, kendilerine dua ettiğimizi söyleyerek bağımızı güçlendirmek, yaşlı olanlarına dünyalık işlerinde yardımcı olmak, maddi sıkıntı hallerinde hibe ya da borç vererek destek olmak, hasta olduklarında ziyaret ederek geçmiş olsun temennisinde bulunmak dinî bir vecibedir.
Akrabalar ile yaptığımız ziyaretler, telefon görüşmelerimiz ve yardımlarımız aramızda sevgi ve muhabbet bağını güçlendirir, dargınlık ve küskünlükleri bitirir. Sevinç ve üzüntüleri birlikte yaşamamıza vesile olur. Yaşlı akrabalarımız toplumda yalnız olmadıklarını, kendileri ile irtibatı kesmeyen akrabaları olduğunu düşünerek geri kalan ömürleri huzur ve mutlu olarak geçirirler.
Üzülerek ifade edelim ki, günümüzde toplumda kaybolmaya yüz tutan değerlerimiz arasında sıla-i rahimi de görmekteyiz. Akrabalık ilişkileri son derece zayıflamış yeni yetişen neslimiz hısım-akrabasını tanımaz hale gelmiştir. Aramızda oluşan küçük şeylere takılmadan, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunları bir kenara bırakarak, bu dinî ve toplumsal vecibe olan akrabalık ilişkilerimizi ihmal etmemeliyiz.
Kaç akrabamız olduğu nüfus kaydında yazılıdır; kaçını gözettiğimiz ise amel defterimizde.
Bilmeliyiz ki, Rahmân’ın rahmetine mazhar olmak, tehdidinden uzak kalmak, cennetine nail olabilmenin bir yolu da sıla-i rahimden geçmektedir.
Vaazımızı bir hadis-i şerif ile tamamlayalım:
Hadîs-i Şerîf
Sahâbeden biri Peygamberimize (s.a.s.) gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Ben akrabalarımla ilişkilerimi sıcak tutmaya çalışıyorum, onlarsa beni arayıp sormuyorlar. Onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar.” der. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.s.), o sahâbîye, akrabalarının tutumunun yanlış olduğunu bildirir ve şöyle buyurur: “Sen böyle davranmaya devam ettiğin sürece Allah’ın yardımı seninledir.” (Müslim, Birr, 22)
Duâ
Rabbim akrabalık bağlarını gözeterek bir hayat yaşamayı bizlere nasip etsin.
✦