İçeriğe atla
Ulu Camii
← Tüm vaazlar

Vaaz

Gurbette Helal Kazanç, Ticaret Ahlakı ve Ahîlik Medeniyeti

Avrupa diaspora cemaati, esnafı ve genç nesilleri için gurbette helal kazanç, İslâm'ı temsil ahlâkı, Dârü'l-Ahd fıkhı, vergi ve kamu hakkı bilinci ile Ahîlik teşkilâtının rehberliği.

Ahlak18 dk okuma3.250 kelime3 görüntülenme

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي ﴿٢٥﴾ وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي ﴿٢٦﴾ وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي ﴿٢٧﴾ يَفْقَهُوا قَوْلِي ﴿٢٨﴾

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ﴿٣٢﴾

“Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âline ve bütün ashâbına olsun. ‘Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar.’ (Tâhâ, 20/25-28) ‘Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her hükmü hikmetli olan yalnız Sensin.’ (Bakara, 2/32)”


Muhterem Müslümanlar, Gurbet Ellerinde Alın Teri Döken Aziz Kardeşlerim!

Cumanız mübarek olsun. Memleketinizden, sılanızdan ve sevdiklerinizden binlerce kilometre uzakta; çoluk çocuğunuza helal lokma yedirmek, dininizi, namusunuzu ve kimliğinizi koruyarak şerefli bir hayat sürmek için gayret gösteren siz kıymetli kardeşlerimi muhabbetle selamlıyorum. Rabbimiz bu gurbet diyarında attığınız her adımı, döktüğünüz her damla helal teri amel defterinizde ibadet olarak tescil eylesin.

Yüce dinimiz İslâm; yalnızca camide ifa edilen namazdan ibaret değildir. İslâm, hayatın bütününe nizam veren ilâhî bir rehberdir. Bizler Avrupa’da yaşayan Müslümanlar olarak yalnızca kendi rızkımızı temin etmiyoruz; aynı zamanda halimizle, ahlakımızla, işimizle ve ticaretimizle İslâm dininin bu topraklardaki canlı şahitleri ve temsilcileriyiz.


I. GURBETTE HELAL KAZANÇ VE EMEĞİN İSLÂM’DAKİ ULVI MAKAMI

Kişinin ailesinin nafakasını helal yoldan kazanmak için gurbet ellerinde çalışması, sıla hasreti çekerek helal rızık peşinde koşması İslâm nizamında büyük bir cihattır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), sabah erkenden rızık aramaya çıkan genç bir işçiyi görünce: “Eğer bu genç, çocuklarının nafakasını helalden kazanmak, yaşlı ana babasına bakmak ve kimseye muhtaç olmamak için çıktıysa, onun attığı her adım Allah yolundadır (fî sebîlillâh)” [Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, XIX, 129] buyurarak gurbetçinin emeğini cihatla bir tutmuştur.

Yüce Rabbimiz Necm Suresi’nde gayretin ebedî karşılığını şöyle beyan buyurur:

Âyet-i Kerîme

وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى ﴿٣٩﴾ وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰى ﴿٤٠﴾

“İnsan için ancak çalışıp gayret ettiğinin karşılığı vardır. Şüphesiz onun emeği ve gayreti ileride (kıyamet günü mizanında) görülecektir.” (Necm, 53/39-40)

Peygamberler de el emeğiyle geçinmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), gençliğinde ticaret kervanlarıyla Şam ve Yemen’e gitmiş; dürüstlüğü ve güvenilirliği sebebiyle henüz peygamberlik gelmeden önce kavmi tarafından “Muhammedü’l-Emîn” unvanıyla taçlandırılmıştır. Allah Resûlü (s.a.s.), alın terinin kudsiyetini şöyle müjdeler:

Hadîs-i Şerîf

مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ خَيْرًا مِنْ أَنْ يَأْكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ، وَإِنَّ نَبِيَّ اللهِ دَاوُدَ كَانَ يَأْكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ

“Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek asla yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd (a.s.) da kendi elinin emeğiyle geçinirdi.” (Buhârî, Büyû‘, 15)

Cuma namazını eda ettikten sonra yeryüzüne dağılıp helal rızık aramak da bizzat Kur’ânî bir emirdir:

Âyet-i Kerîme

فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿١٠﴾

“Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın. Allah’ı çokça zikredin ki kurtuluşa ve felaha eresiniz.” (Cuma, 62/10)


II. İSLÂM’IN CANLI VİTRİNİ OLMAK: TEMSİL VE TİCARET AHLAKI

Avrupa’da yaşayan bir Müslüman esnaf, tüccar veya serbest meslek sahibi; dükkânının kapısını açtığı andan itibaren sadece ticaret yapmaz. Avrupalı gayrimüslim komşumuz Kur’an-ı Kerim’i açıp okumadan önce bizim terazimize, sözümüze, vademize ve randevumuza sadakatimize bakar. Bizler, halimizle İslâm’ın tebliğcileriyiz.

Tarihte Güneydoğu Asya (Endonezya, Malezya), İslâm ordularının kılıçlarıyla değil; dürüst, ahde vefalı ve güvenilir Müslüman tüccarların ahlakıyla fethedilmiş ve İslâm ile müşerref olmuştur.

Hadîs-i Şerîf

اَلتَّاجِرُ الصَّدُوقُ الْأَمِينُ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ

“Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tüccar; kıyamet gününde peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraber haşrolunacaktır.” (Tirmizî, Büyû‘, 4; İbn Mâce, Ticârât, 1)

Allah Resûlü (s.a.s.), Medine pazarında bir buğday yığınının içine mübarek elini daldırıp altının ıslak olduğunu görünce satıcıya: “Ey zahireci, bu ıslaklık nedir?” diye sormuş; satıcı “Ya Resûlallah, yağmur ıslattı” deyince Efendimiz (s.a.s.) kıyamete kadar bütün çağlara yankılanacak şu muazzam ölçüyü koymuştur:

Hadîs-i Şerîf

مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا

“Bizi aldatan, bizden değildir!” (Müslim, Îmân, 164)

Ölçü ve Tartıda Adalet ve İmam-ı Âzam’ın Vicdanı

Kur’ân-ı Kerim Mutaffifîn Suresi’nde ölçü ve tartıda hile yapanları şiddetle ikaz eder:

Âyet-i Kerîme

وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفٖينَ ﴿١﴾ اَلَّذٖينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ﴿٢﴾ وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ﴿٣﴾ اَلَا يَظُنُّ اُولٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَ ﴿٤﴾ لِيَوْمٍ عَظٖيمٍ ﴿٥﴾ يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمٖينَ ﴿٦﴾

“Eksik ölçüp tartanların vay haline! Onlar ki insanlardan bir şey aldıklarında tastamam alırlar; onlara ölçüp tarttıklarında ise eksik verirler. Onlar, büyük bir günde diriltileceklerini hiç düşünmüyorlar mı? O gün ki, bütün insanların Âlemlerin Rabbi’nin divanında hesap vermek üzere kıyam edeceği gündür.” (Mutaffifîn, 83/1-6)

Mezhebimizin imamı İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe hazretleri, kumaş ticareti yapan büyük bir tüccardı. Bir gün ortağı Hafs b. Abdurrahman’a satması için bir parti kumaş verdi ve: “Ey Hafs! Bu kumaşın filan yerinde hafif bir kusur vardır. Müşteriye satarken bu kusuru açıkça göster, fiyatını da ona göre belirle!” diye tembihledi. Hafs kumaşı sattı; ancak müşteriye kusurunu söylemeyi unuttu ve kumaşı alan zat kimliğini belirtmeden çekip gitti.

Ebû Hanîfe hazretleri bunu öğrenince feryat etti: “Eyvah Hafs! Malın kusurunu gizleyerek o paraya haram karıştırdın!” dedi. Müşteriyi aradılar fakat bulamadılar. Bunun üzerine İmam-ı Âzam, o kumaş partisinden elde edilen 30.000 dirhemin tamamını Medine’nin fakirlerine ve gariplerine tasadduk etti; tek bir kuruşunu bile evine sokmadı.

İtkan (Sağlam İş) & İşçi Hakkı

İslâm ahlakı yarım yamalak iş yapmayı reddeder. Peygamber Efendimiz (s.a.s.): “Şüphesiz ki Allah Teâlâ, biriniz bir iş yaptığı zaman onu en güzel, sağlam ve mükemmel (itkan ile) yapmasını sever” (Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân, IV, 334) buyurmuştur.

Gurbette inşaat yapan ustamız, oto tamircimiz, sıhhi tesisatçımız, mühendisimiz işini öyle sağlam ve hilesiz yapmalıdır ki gayrimüslim dahi: “Bir Türk ve Müslüman usta yaptıysa gözünüz arkada kalmasın” diyebilmelidir.

İşveren esnafımız da işçisinin hakkını geciktirmemelidir:

Hadîs-i Şerîf

أَعْطُوا الْأَجِيرَ أَجْرَهُ قَبْلَ أَنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

“İşçiye ücretini, alnının teri kurumadan önce tastamam veriniz.” (İbn Mâce, Rühûn, 4)


III. GURBETTE AHDE VEFA VE DÂRÜ’L-AHD FIKHI: VERGİ, KAÇAK İŞÇİLİK VE SOSYAL YARDIM EMANETİ

Avrupa’da yaşayan müminler olarak ikamet ettiğimiz ülkelerle vize, oturum, çalışma izni veya vatandaşlık yoluyla meşru bir hukukî sözleşme imzalamış bulunmaktayız. İslâm fıkhında bu hukuki bağ “ahd / emân” hükmündedir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de emreder:

Âyet-i Kerîme

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اَوْفُوا بِالْعُقُودِ

“Ey iman edenler! Yaptığınız sözleşmelere ve ahitlerinize tastamam riayet ediniz.” (Mâide, 5/1)

Fıkhî Hüküm: Kamu Hakkının Evrenselliği

“‘Burası gayrimüslim memleketidir, buranın malı helaldir’ diyerek vergi kaçırmak, faturasız kaçak işçilik (Schwarzarbeit / Travail au noir) yapmak, sahte iflas göstermek ve devletten haksız yere sosyal yardım (işsizlik parası, çocuk veya kira yardımı) almak İSLÂM HUKUKUNA GÖRE KESİNLİKLE HARAMDIR. Gayrimüslim bir ülkede meşru yasalara riayet etmek ‘ahde vefa’ borcudur. Kamu hakkı (vergi ve sosyal yardımlar), o ülkede yaşayan bütün insanların ortak hakkıdır; gayrimüslim de olsa kul hakkı ihlali ahirette müflis olmaya sebeptir. Hileyle kazanılan para ile ne hac kabul olur ne de çoluk çocuğa helal lokma yedirilmiş olur.” (Muteber İslâm Hukuku Kaynakları)

Peygamber Efendimiz (s.a.s.): “Müslümanlar, belirledikleri meşru şartlara ve sözleşmelerine sadık kalırlar” (Ebû Dâvûd, Akziye, 12; Tirmizî, Ahkâm, 17) buyurarak gurbetçinin sözüne sadık kalmasını emretmiştir.

Borç Sadakati ve Karaborsacılık (İhtikâr) Yasağı

Zamanında ödenmeyen borç kul hakkıdır. İmkânı olduğu halde borcunu geciktirmek zülümdür (Buhârî, İstikrâz, 12). Ticarette faiz ise ilâhî gazap sebebidir (Bakara, 2/275).

Kriz dönemlerinde malları depolayıp fiyatların yükselmesini beklemek (karaborsacılık / ihtikâr) lânetlenmiştir:

Hadîs-i Şerîf

اَلْجَالِبُ مَرْزُوقٌ، وَالْمُحْتَكِرُ مَلْعُونٌ

“Pazara mal getirip arz eden rızıklandırılır; piyasayı darlatan ve karaborsacılık yapan ise lânetlenir.” (İbn Mâce, Ticârât, 6; Dârimî, Büyû‘, 12)


IV. ASR-I SAÂDET MODELİ: HİLFÜ’L-FUDÛL VE MEDİNE PAZARI

Peygamberimiz (s.a.s.), nübüvvetten önce Mekke’de mazlum bir Yemenli tüccarın hakkını gasbeden zâlime karşı kurulan Hilfü’l-Fudûl (Erdemliler İttifakı) cemiyetine katılmıştır. Yıllar sonra Medine’de: “İslâm devrinde dahi böyle bir adalet ittifakına çağrılsam tereddütsüz yine katılırım” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I, 190) buyurmuştur. Bizler de Avrupa’da zulme uğrayan göçmenlerin ve mazlum esnafın hakkını savunan adalet ittifaklarının öncüsü olmalıyız.

Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde ilk icraat olarak Mescid-i Nebevî’yi inşa etmiş; hemen ardından Müslümanlara ait müstakil bir Medine Pazarı kurmuştur. Bu pazarda hile, tefecilik ve faiz yasaklanmış; alışverişte müsamaha ve kolaylık esası getirilmiştir:

Hadîs-i Şerîf

رَحِمَ اللَّهُ رَجُلًا سَمْحًا إِذَا بَاعَ، وَإِذَا اشْتَرَى، وَإِذَا اقْتَضَى

“Satarken, alırken ve alacağını isterken kolaylık gösterip müsamahakâr davranan kula Allah rahmet eylesin.” (Buhârî, Büyû‘, 16; Tirmizî, Büyû‘, 75)


V. AVRUPA’DA AHİLİK MEDENİYETİ: DERNEKLERİMİZ VE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Ecdadımız Anadolu’yu Ahilik teşkilâtıyla vatan kılmıştır. Ahi Evran hazretlerinin kurduğu Ahilik; aklı, ahlakı ve sanatı birleştiren muazzam bir medeniyettir. Ahiliğin temel ahlak prensibi 6 esasa dayanır:

Ahilik Esası Ahlakî Anlamı Kürsü ve Günlük Hayat Rehberi
Alnı Açık Olmak Haysiyet ve Şeref Hilesiz, alnı ak ve başı dik yaşamak
Eli Açık Olmak Cömertlik ve İnfak Fakire, yetime ve talebeye kol kanat germek
Kapısı Açık Olmak Misafirperverlik Sofrasını gurbetçiye ve muhtaca açmak
Gözü Kapalı Olmak Harama ve İffetsizliğe Başkasının namusuna ve ayıbına bakmamak
Beli Kapalı Olmak İffet ve Sadakat Aile mahremiyetini ve iffeti korumak
Dili Kapalı Olmak Gıybet ve Yalandan Ticarette yalan yere yemin etmemek

Ahilikte hileli mal üreten esnafın pabucu dükkânının damına atılır ve o esnaf bir daha çarşıda iş yapamazdı. İşte bu vicdanî kalite denetimi, batının tüketici hakları kanunlarından asırlar önce İslâm ahlakıyla kurulmuştur.

Cami Cemiyetleri, Bâcıyân-ı Rûm ve Siftah Kardeşliği

Ahiliğin Orta Sandığı kurumunun bugünkü Avrupa’daki karşılığı cami cemiyetlerimizdir. Cami derneklerimiz garip kalan gurbetçiye, talebeye burs veren, cenazeleri memlekete ulaştıran şefkat ocaklarıdır.

Ahi Evran’ın hanımı Fatma Bacı’nın kurduğu Bâcıyân-ı Rûm (Anadolu Kadınlar Teşkilâtı), dünya tarihindeki ilk kadın esnaf örgütlenmesidir. Bugün Avrupa’da tekstilde, gıdada, sağlıkta ve eğitimde kendi işini kurup helal rızık üreten hanım kardeşlerimiz bu şerefli mirasın vârisleridir.

Osmanlı çarşılarındaki “siftah kardeşliği” de gurbette yaşatılmalıdır. Sabah siftahını yapan esnafımız, komşusu siftah etmeden ona haset etmemeli; müşteriyi komşusuna yönlendiren diğerkâmlık (îsâr) ruhunu canlı tutmalıdır.


VI. ÇAĞDAŞ TİCARÎ İMTİHANLAR, DİJİTAL DÜNYA VE ORTAKLIK AHLAKI

  1. E-Ticaret ve Sahte Yorum (Neceş) Yasağı: İnternette ürünün kusurunu gizlemek haramdır. E-ticaret sitelerinde bot hesaplarla sahte övgü ve yorumlar yazdırmak, rakiplere sahte düşük puan vermek Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) «Lâ tenâkeşû» (Fiyatı yapay olarak kızıştırmayın) nehyine dâhildir.
  2. Gıda Tağşişi ve Helal Sertifikası: Hz. Ömer devrinde süte su katan kadına kızının: “Halife görmezse Allah görür” dediği o ilâhî murakabe şuuru gurbetçi esnafımızın rehberi olmalıdır. Helal levhası altında şüpheli et ve katkı maddesi satmak ahirette cehennem azığıdır.
  3. Müslüman Esnaf Arasında Ortaklık: Peygamberimiz (s.a.s.), Cenâb-ı Hakk’ın şöyle buyurduğunu müjdeler:

Kutsî Hadîs-i Şerîf

أَنَا ثَالِثُ الشَّرِيكَيْنِ مَا لَمْ يَخُنْ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ، فَإِذَا خَانَهُ خَرَجْتُ مِنْ بَيْنِهِمَا

“Biri diğerine hıyanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü Ben (Allah) olurum. Fakat biri diğerine hıyanet ederse Ben aralarından çekilirim (bereket biter, hüsran başlar)!” (Ebû Dâvûd, Büyû‘, 26; Hâkim, el-Müstedrek, II, 52)


VII. KÜRSÜ TİTREYİŞİ VE KASA BAŞI 7 MADDELİK VİCDAN MANİFESTOSU

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ashâbına: “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye sormuştu. Ashâb: “Bize göre müflis, parası ve malı kalmayan kimsedir” deyince Efendimiz (s.a.s.) titretici hakikati şöyle açıkladı: “Ümmetimin gerçek müflisi; kıyamet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelen fakat şuna sövmüş, buna iftira atmış, şunun malını haksız yere yemiş, şunun kanını dökmüş kimsedir. Onun sevapları hak sahiplerine dağıtılır. Sevapları bitince onların günahları bu adama yüklenir ve sonra cehenneme fırlatılır!” (Müslim, Birr, 59)

📌 Avrupa Gurbetçi Esnafının Kasa Başı 7 Maddelik Vicdan Tablosu

(Muhterem Hatip! Cemaate: “Bu 7 maddeyi cuma namazından sonra dükkânınızın kasası yanına asınız ve her sabah bu şuurla dükkânınızı açınız!” tavsiyesinde bulununuz)

No Ticaret Ahlakı İlkesi Fıkhî & Vicdanî Açıklama
1 Emanet ve Temsil Bu dükkân İslâm’ın Avrupa’daki vitrinidir; sözüm ve vadim şer’î akittir.
2 Kusursuz Terazi Malın eksiğini ve kusurunu müşteriye açıkça söylemeden asla satmam.
3 Kamu Hakkı (Dârü’l-Ahd) Vergi kaçırmam, kaçak çalıştırmam, haksız devlet yardımıyla evime haram sokmam.
4 Şüphesiz Helal Lokma Şüpheli gıdayı, menşei belirsiz eti ve gayrimeşru kazancı dükkânıma sokmam.
5 Alın Teri Emaneti Çalışanımın ücretini teri kurumadan tastamam öder, sigortasını eksiksiz yatırırım.
6 İkāle (Müşteri Pişmanlığı) Alışverişten pişman olan müşterinin iade talebini tebessümle kabul ederim.
7 Ahilik Sandığı & İnfak Kazancımın zekâtını verir, cami derneğime, talebeye ve mazluma infak ederim.

Müşterinin pişman olup getirdiği malı geri almak (ikāle) büyük bir fazilettir:

Hadîs-i Şerîf

مَنْ أَقَالَ مُسْلِمًا أَقَالَهُ اللَّهُ عَثْرَتَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“Kim alışverişten pişman olan bir Müslümanın malını geri alıp akdi bozarsa (ikāle yaparsa), Allah da kıyamet gününde onun günahlarını ve tökezlemesini bağışlar.” (Ebû Dâvûd, Büyû‘, 54; İbn Mâce, Ticârât, 26)

Tarihî Esnaf Sabah Gülbankı

“Bismillâhirrahmânirrahîm.
Hak berekâtın vere, pazarımız pür-nûr ola,
Şerr-i şeytândan cem‘imiz me’mûn ola.
Pîrimiz Ahi Evrân-ı Velî ervâhı şâd ola,
Helâl lokma yolunda cümlemiz berhudâr ola.
Kaza ve beladan, haram lokmadan, hile ve ziyandan cümlemizi muhafaza eyle Yâ Rabbi!”


VIII. GURBETTE KÜRSÜ HATİM VE CEMAAT NİYAZI

Kürsü Duası

اَللّٰهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا وَاسِعًا حَلَالًا طَيِّبًا، وَعَمَلًا مُتَقَبَّلًا

اَللّٰهُمَّ اكْفِنَا بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنَا بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ

اَللّٰهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ

“Allah’ım! Senden faydalı ilim, helal, temiz ve bereketli bol rızık ve katında makbul ameller niyaz ediyoruz.
Allah’ım! Bizi helalinle doyur, haramlardan uzak eyle; lütfunla bizi Senden başkasına muhtaç eyleme.
Allah’ım! Kederden, hüzünden, acizlikten, tembellikten, borç altında ezilmekten ve zalimlerin kahrına uğramaktan Sana sığınırız!”

Âmîn… Yâ Muîn…

Ey Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ımız!
Gurbet ellerinde, sıla hasretiyle çarpan yüreklerimizle huzuruna geldik. Dükkânında, tezgâhında, şantiyesinde, fabrikasında ve bürosunda helal rızık için alın teri döken şu cemaatimizi haramlardan, faiz illetinden, hileden ve kul hakkından muhafaza eyle.

Yâ Rabbi! Kazançlarımıza bereket, hanelerimize huzur, evlatlarımıza İslâm ahlakı lütfeyle. Gençlerimizi gayrimüslim cemiyetin manevi tehlikelerinden, uyuşturucu, kumar ve inançsızlık girdaplarından muhafaza eyle; onları ecdadının izinde, Ahilik ahlakıyla donanmış şahsiyetli müminler eyle.

Avrupa’da inşa ettiğimiz camilerimizi, cemiyetlerimizi ve Kur’an kurslarımızı kıyamete kadar daim eyle. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen dahili ve harici fitnelere fırsat verme. Vatanımızı, milletimizi ve bütün İslâm beldelerini her türlü semavi ve arazî afetten koru.

Dualarımızın kabulü, geçmişlerimizin mağfireti, helal rızkımızın bereketi ve Allah rızası için: EL-FÂTİHA!