Vaaz
Ramazan Ayının Önemi ve Faziletleri
Dini hayatımızda üç aylar diye bilinen çok feyizli ve bereketli bir maneviyat mevsiminin son ayı Ramazan’a yaklaşmanın burukta olsa haklı sevincini yaşıyoruz…
Dini hayatımızda üç aylar diye bilinen çok feyizli ve bereketli bir maneviyat mevsiminin son ayı Ramazan’a yaklaşmanın burukta olsa haklı sevincini yaşıyoruz. Rahmet, mağfiret ve günahlardan arınma ayı olan Ramazan’a ulaşarak oruçla buluşmayı, Ramazan ayını ve Kadir gecesini layıkıyla ihya etmeyi ve bayramı hak edenlerden olmayı Rabbim hepimize nasip eylesin. Ramazan, rahmet dalgalarının arttığı, manevi huzur ve sükûnun kalplere dolduğu, ilahi rahmetin sağanak halini alıp coştuğu mevsimin en bereketli ayı, ümmetin ayı. Kur’an ve oruç ayı. Bağışlanma ve adeta dertlere şifa bir ay.
On bir ayın sultanı, orucuyla, iftarıyla, teravih, zekât ve fitreyle hayatımıza adeta yön veren neşe kaynağı bir ay, bayramla uğurlanan bir ayın başındayız.
شَهْرُ رَمَضَانَ ال َذ ي َاُنْز ل ف يه ُالْقُرْاٰن هُدًى ل لن َاس وَبَي نَات َم ن الْهُدٰى وَالْفُرْقَان
“O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır.” (Bakara Suresi – 185)
Kur’an-ı Kerim’in Hz. Peygamber’e Mekke’de Hira Mağarası’nda Miladi 610 yılı Ramazan ayı 27. gününde Kadir gecesinde indirilmeye başlanmış ve çeşitli aralıklarla yaklaşık 23 yılda tamamlanmıştır. Ayette geçen “Ramazan ayında Kur’an’ın indirilmesinden maksat onun tamamının değil ilk ayetlerinin indirilmesidir. Yani Kur’an bir ramazan ayında inmeye, kâinatı aydınlatmaya başlamıştır. Oruç ibadetini farz kılmayı murat eden Yüce Allah Müslümanlara bunun zamanının da ona uygun ve lâyık bir zaman olmasını istemiş, bütün insanlığa hidayet rehberi ve son kitap olarak vahy etmeye başladığı ayı oruç zamanı olarak seçmiştir.
Ramazan ayı Kur’an’ı daha çok okuma, anlama ve Kur’an ile akitlerimizi yenileme ayıdır. Onun emirlerini eksiksiz yaşamaya yeni bir hamle ile söz verme günleridir.
ْيَ ا اَي ُهَا الن َاسُ قَد جَ اءَت ْكُمْ مَوْع ظَةٌ م نْ رَب كُمْ وَش فَ اءٌ ل مَا ف ي الص ُدُور وَهُدًى وَرَحْمَةٌ ل لْمُؤْم ن َين ﴿٧٥ ﴾
“Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet gelmiştir.” (Yûnus Suresi – 57)
Müminleri ellerinden, dillerinden ve gönüllerinden eksik etmemeleri, asla uzak tutmamaları gereken hayat kitabımız Kur’an.
Oruçludan yapması beklenen güzelliklerden biri de Kur’an’ın indirildiği bu mübarek ayda bolca Kur’an okumaktır. Bilindiği gibi Hz. Peygamber (sas), Ramazan’ın gün ve gecelerinde bol bol Kur’an okurdu. Cibril (as) Ramazan sonuna kadar her gece gelir ve Resûlullah (sav)’a Kur’an okuyup dinletirdi. Genç sahâbî İbn Abbâs, Rahmet Elçisi’nin Ramazan ayında Kur’an ile ilişkisini şöyle tasvir etmektedir: “Allah Resûlü insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman ise Ramazan idi. (Bu ay) Cibril’in kendisiyle çokça buluştuğu zaman idi. Cibril Ramazan’ın her gecesinde Peygamber’le buluşur ve onunla Kur’an’ı karşılıklı okurlardı…” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1) Önce Hz. Peygamber, Cibril’e okurdu, buna “arz” denirdi. Sonra aynı âyetleri bu defa Cibril okurdu ki buna “mukabele” denirdi. (Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, VII, 316)
Kurana karşı tavrımızı sorgulayalım ve belirleyelim. Kuran bizden razı mı? Kuran yarın kıyamette bize şefaat edecek mi? Yoksa bizden şikâyet mi edecek? Kuran hayatımızın neresinde, Kuran okuyor muyuz? Kuran nidalarıyla evimizi süsleyebilecek miyim? Allah’ı, Peygamberimizi, Kuran-ı Kerim’i çoluk çocuğumuza daha iyi öğretecek miyim? Kuranın kaç ayetini ya da kaç suresini ezbere/ manasını biliyorum?
Dinimizi, dinimizin güzelliklerini, emir ve yasaklarını başta yavrularımız olmak üzere herkese anlatacağız. Herkesin bu mana mevsiminden nasip almasını sağlamak üzerimize bir borçtur.
ُفَمَنْ شَه دَ م ن ْكُمُ الش َهْرَ فَلْيَصُمْه ؕ
“Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin.” (Bakara Suresi – 185)
“Şehide” fiili “görmek” değil “erişmek, hazır bulunmak” manasındadır. Bu sebeple ayetin, “Ramazan hilâlini gören oruç tutsun” şeklinde anlamamak gerekir. Hilali araştırmak farklı bir durumdur. Hilali göremez isek de bir önceki ayı otuza tamamlar oruca başlarız.
Kamerî aylardan biri olan ramazanın giriş hilâlini görünce oruca başlanması, çıkış hilâlini görünce de oruca son verilip bayram yapılması, ayın bir engel yüzünden görülememesi durumunda bir önceki ayın otuza tamamlanması ve ertesi günün, yeni ayın biri olarak kabul edilmesi hükümleri ayetle değil hadisle sabit olmuştur. (Buhârî, “Savm”, 5, 11; Müslim, “Sıyâm”, 4, 7, 8, 17-20)
Kur’an-ı Kerim’de Allah azze ve celle bazı durumlarda oruç tutamayacak olanlara kolaylık göstermiş ve bu durumu ifade etmek için şu ayeti kerimeyi inzal buyurmuştur:
ْوَمَن كَانَ مَر ًيضا ْاَو عَلٰى سَفَر ٌفَع د َة ْم ن اَي َام َاُخَر ؕ
“Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar.” (Bakara Suresi – 185)
Yani yolcular dönünce fırsat bulduklarında, hastalar iyileşince oruçlarını kaza edecekler, iyileşmesi mümkün olmayan hastalar ve aşırı yaşlılar gibi oruç tutamayanlar da fidye verecekler.
يُر ُيد ُٰ الل ُب كُم َالْيُسْر َوَل يُر َيدُ ب كُمُ الْعُسْرؗ
“Allah sizin için kolaylık istiyor güçlük çekmenizi istemiyor.” (Bakara Suresi – 185)
Yüce dinimiz İslam kolaylık dinidir. Bütün ibadetlerde olduğu gibi oruç ibadetinde de bunu görüyoruz. Hasta, yolcu, yaşlı, emzikli ve hamile olanlar oruç tutmayabiliyor. Hastalar iyileşince, yolcular dönünce, emzikli ya da hamile olanlar bu durumdan kurtulunca oruçlarını tutacaklar. Lohusa ve ay hali olanlar da aynı şekilde bu durumdan kurtulunca oruçlarını gününe gün kaza ederler. Hiç tutamayacak olan yaşlılar ve hastalar ise fidye verecekler. Buna da gücü yetmeyenler dua edecek, Allah’tan af ve mağfiret dileyecekler.
َوَل ت ُكْم لُوا الْع د َةَ وَل ت ُكَب رُوا الل َٰ عَلٰى مَا هَدٰي كُمْ وَلَعَل َكُمْ تَشْكُرُون
“Sayıyı tamamlamanız, size doğru yolu göstermesinden ötürü Allah’ı tazimle anmanız için ve şükredesiniz diye (uygun hükümler gönderiyor).” (Bakara Suresi – 185) İbadetlerdeki esas amaç kişiye Rabbini gereği gibi tanıtacak ve hoşnutluğunu kazandıracak ameller olmasıdır. Kul yaptığı güzel amellerle Allah’a daha yakın olur. Ayrıca Allah’ın ululuğu hiçbir zaman gönülden çıkarılmayacak, Allah’ın hidayetinin değeri unutulmayacak.
Oruçtaki asıl gaye nefisleri terbiye ederek takva duygusunu hâkim kılmak ve kulların Allah’ın razı olduğu hayatı yaşamalarını sağlamak, geçici dünya hayatının sonunda da cenneti hak edebilmektir.
يَ ا اَي ُهَا ال َذ َين اٰمَنُوا َكُت ب ُعَلَي ْكُم ُالص يَام كَمَا َكُت ب عَلَى ال َذ َين ْم ن ْقَبْل كُم َلَع َل َكُمْ تَت َقُون
“Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de oruç yazıldı.” (Bakara Suresi – 183)
“Sizden öncekilere…” den maksat başta Yahudiler ve Hristiyanlar olmak üzere Hz. Peygamberden önceki ümmetlerdir. (İbn Âşûr, I, 157; Matta, 6/16) Hz. Peygamber (sas), “Allah’ın en çok sevdiği oruç Dâvût peygamberin orucudur. O, bir gün açar (yer), bir gün oruç tutardı” buyurmuştur. (Buhârî, “Savm”, 56; Müslim, “Sıyâm”, 181-202) Bu hadis, daha başka peygamberlerin getirdikleri ilâhî dinlerde de oruç ibadetinin bulunduğunu göstermektedir. “Sakınmanız için, sakınasınız diye” ifadesi oruç ibadetinin hikmetine ışık tutmaktadır. Orucun stratejisini ortaya koymaktadır. Günahlardan uzaklaşabilmek için yalnızca üzerinde düşünmek yetmez; itici duygular ve içgüdülerin baskısını azaltacak veya bu baskıya karşı iradenin gücünü arttıracak uygun araçlarla eğitime ihtiyaç vardır. Oruç bu eğitim için en ideal yoldur.
Hadisler
عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِك َ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اّللََِ (صَلََى اّللََُ عَلَيْهِ و :َسَلََمْ) إِذَا دَخَلَ رَجَبٌ، قَال ََ“اَللََهُم َبَارِكْ لَنَا فِي رَجَب ، وَشَعْبَانَ، وَبَلَِغْنَا رَمَضَان.”
Enes b. Malik’ten rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Receb ve Şâban aylarını hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan ayına ulaştır!” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat , IV, 189)
َعَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اّللََِ (صَلََى اّللََُ عَلَيْهِ و ْسَلََم:) َ“أَتَاكُمْ رَمَضَانُ شَهْرٌ مُبَارَكٌ، فَرَض ،ِاّللََُ عَزََ وَجَلََ عَلَيْكُمْ صِيَامَهُ، تُفْتَحُ فِيهِ أَبْوَابُ السََمَاء ِوَتُغْلَقُ فِيهِ أَبْوَابُ الْجَحِيمِ، وَتُغَلَُ فِيه ِمَرَدَةُ الشََيَاطِين.”
Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Mübarek Ramazan ayı size geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda sema (cennet) kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır”. (Nesâî, Sıyâm, 5)
َعَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اّللََِ (صَلََى اّللََُ عَلَيْهِ و)ْسَلََم : “مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا ِغُفِرَ لَهُ مَا تَقَدََمَ م ِنْ ذَنْبِه.”
Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır”. (Buhârî, Îmân, 28)
َعَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ أَنََ رَسُولَ اّللََِ (صَلََى اّللََُ عَلَيْهِ و :َسَلََمْ) قَال “تَحَرََوْا لَيْلَةَ الْقَدْرِ فِى الْعَشْرِ اْلَْوَاخِرِ مِنْ رَمَضَان ؕ”.
Hişâm b. Urve’nin, babasından naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kadir gecesini Ramazan ayının son on gününde arayın!” (Muvatta” , İ’tikâf, 6)
ََُعَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنََ رَسُولَ اّللََِ (صَلََى اّلل َ عَلَيْهِ و :ُسَلََمْ) كَانَ يَقُول ُ“الصََلَوَاتُ الْخَمْسُ، وَالْجُمُعَة َإِلَى الْجُمُعَةِ، وَرَمَضَانُ إِلَى رَمَضَانَ، مُكَفَِرَاتٌ مَا بَيْنَهُنََ إِذَا اجْتَنَبَ الْكَبَائِر.”
Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, beş vakit namaz ile Cuma, bir sonraki cumaya kadar ve Ramazan diğer Ramazan’a kadar, aralarında işlenen günahların bağışlanmasına vesiledir.” (Müslim, Tahâret, 16)