İçeriğe atla
Ulu Camii
← Tüm vaazlar

Vaaz

Gençliğin Önemi ve Sorumlulukları

Sevgili Gençler, Allah’ın selamı rahmeti bereketi hepinizin üzerine olsun! Bugün burada sizlerle bir araya geldik. Bu etkinlikte, gençlerimizin İslam'a olan…

Siyer21 dk okuma3.738 kelime1 görüntülenme

Sevgili Gençler, Allah’ın selamı rahmeti bereketi hepinizin üzerine olsun! Bugün burada sizlerle bir araya geldik. Bu etkinlikte, gençlerimizin İslam’a olan bağlılığını artırmak ve sorumluluklarını anlamalarına yardımcı olmak için bir araya geldik. Biliyorum ki, genç olmak zorlu bir dönemdir. İçinde bulunduğunuz bu dönemde, birçok değişim yaşayacaksınız ve kendinizi keşfetmeye çalışacaksınız. Ancak, İslam dininin size sunduğu değerleri ve öğretileri anlayarak, kendinizi daha iyi bir insan olarak yetiştirebilirsiniz. Gençliğinizin kıymetini bilmelisiniz. Sizler, geleceğimizin teminatısınız ve İslam dininin yayılmasında büyük bir rol oynayacaksınız. Bu nedenle, İslam’a olan bağlılığınızı güçlendirmelisiniz. İslam, bizlere doğru yolu gösteren ve hayatımızda bize rehberlik eden bir din olarak öğretilir. Bu yüzden, İslam dinine olan bağlılığınızı artırmak için Kur’an-ı Kerim’i okumalı, namaz kılmalı, oruç tutmalı ve zekât vermeliyiz. Ayrıca, gençliğinizin sorumluluklarını da anlamalısınız. İslam dinine olan bağlılığınız, sadece kişisel bir sorumluluk değildir. Aynı zamanda, toplumunuzda ve dünyada yaşayan diğer Müslümanlar için de bir sorumluluktur. İslam’a olan bağlılığınızı artırmak, sizleri daha güçlü, daha dayanıklı ve daha yardımsever bir insan yapacaktır. Gençler, sizlerin hayatınızda İslam’ın ne kadar önemli olduğunu anlamak ve ona bağlılığınızı artırmak için bu etkinliği düzenledik. İslam, sadece dini bir inanç değil, aynı zamanda bir yaşam tarzıdır. İslam, bizlere insanlarla nasıl ilişki kurulacağı, toplumda nasıl yer alınacağı, doğruyu ve yanlışı nasıl ayırt edeceğimizi öğretir. İslam, bizi iyilik yapmaya, hoşgörülü ve saygılı olmaya teşvik eder. Bu nedenle, gençlerimiz olarak, İslam’ın öğretilerini anlamalı ve onları hayatımızda uygulamalıyız. İslam’a olan bağlılığımızı güçlendirerek hem kendimizi hem de etrafımızdaki insanları daha iyi bir hale getirebiliriz. Ayrıca, İslam dininin bizlere verdiği değerleri ve öğretileri anlamak için, kendimizi eğitmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Kur’an-ı Kerim, İslam dininin temel kaynağıdır ve İslam dininin öğretilerini anlamak için onu okumalıyız. Ayrıca, Peygamber Efendimiz’in hayatını ve öğretilerini öğrenmek de önemlidir. İslam dininin önemli bir parçası da birlik ve beraberliktir. İslam, birbirimize saygı duymayı ve yardımlaşmayı öğretir. Bu nedenle, bizler de birbirimize destek olmalı ve birlikte hareket etmeliyiz. Gençler, İslam dinine olan bağlılığınız, sadece bugün için değil, geleceğiniz için de önemlidir. İslam dininin öğretilerini anlayarak, kendinizi ve çevrenizi daha iyi bir hale getirebilirsiniz. İslam’a olan bağlılığınızı artırmak, sizi daha güçlü, daha dayanıklı ve daha hoşgörülü bir insan yapacaktır. Bugün burada, sizlerle bir araya gelerek vaktimizin önemini ve vaktimizi iyi ve güzel işlerde harcamamızın önemini konuşacağız. Vakit, hayatımızın en önemli kaynaklarından biridir. Zamanımızın nasıl kullanıldığı, hayatımızın kalitesini etkiler. Bu nedenle, zamanımızı iyi ve güzel işlerde harcamalıyız. Allah’ın bize bahşettiği bu hayatın değerini anlamalı ve hayatımızı anlamlı kılmak için vaktimizi iyi kullanmalıyız. İyilik yapmak, sevdiklerimizle vakit geçirmek, öğrenmek, kendimizi geliştirmek ve Allah’ın emirlerini yerine getirmek için vakit ayırmalıyız. Ayrıca, zamanımızı harcarken seçici olmalıyız. Zamanımızı, boş yere harcayacak aktivitelerden kaçınmalı ve onun yerine hayatımızı geliştirecek işlere yönelmeliyiz. İslam dininde de vakit kaybetmekten kaçınmamız gerektiği öğretilir. Hayatımızda birçok fırsat sunulduğunda, bizler de bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. İyilik yapmak, topluma faydalı olmak ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için zamanımızı iyi kullanmalıyız. Bugün burada, zararlı alışkanlıklardan korunmanın önemini konuşacağız. Bu alışkanlıklar, bizim hayatımızı olumsuz etkiler ve bizi hem fiziksel hem de psikolojik olarak zararlı hale getirebilir. Zararlı alışkanlıkların birçok çeşidi vardır. Bunlar arasında sigara, alkol, uyuşturucu, kumar ve internet bağımlılığı yer alır. Bu alışkanlıklar, hayatımızı olumsuz etkiler ve bizi geleceğimizden mahrum bırakabilir. Sigara içmek, özellikle de düzenli olarak içmek, sağlık açısından son derece zararlıdır. Sigara, akciğer kanseri, kalp rahatsızlıkları ve diğer birçok hastalığa neden olabilir. Aynı şekilde, alkol ve uyuşturucu kullanımı da fiziksel ve zihinsel sağlık açısından ciddi zararlara neden olabilir. Kumar oynamak, diğer alışkanlıklardan farklıdır ancak yine de zararlıdır. Kumar bağımlılığı, maddi sıkıntılara neden olabilir ve sosyal hayatımızı etkileyebilir. İnternet bağımlılığı da sosyal ve akademik yaşamımızı olumsuz etkileyebilir. Bu zararlı alışkanlıklardan korunmak için, bilinçli bir şekilde hareket etmeliyiz. Kendimizi bu tür alışkanlıklardan korumak için doğru kararlar vermemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle bilinçli olmalıyız. Bu zararlı alışkanlıkların sağlığımıza ve yaşamımıza neden olabileceği zararları anlamalıyız. Ayrıca, sosyal çevremizi de dikkatle seçmeliyiz. İyi arkadaşlar edinmek, bizim hayatımızı olumlu yönde etkileyebilir ve bu tür alışkanlıklardan uzak durmamıza yardımcı olabilir. Kendimize güvenmeli ve olumlu bir tutum sergilemeliyiz. Bu etkinlikte sizlerle bir araya gelmemiz, İslam dininin birbirimize olan bağlarımızı güçlendirdiğini ve bir arada yaşamayı nasıl öğrettiğini gösterir. Bu etkinliğe katıldığınız için teşekkür ederim ve İslam dinine olan bağlılığınızın artmasına yardımcı olacağına inanıyorum. Sohbetimizin devam eden kısmında ayet ve hadislerle devam etmek istiyorum. Ayrıca Sahabi efendilerimizin hayatından örneklere bakacağız. Gençlik ile ilgili ayet ve hadisler

Gençlik Nimetinin Kıymetini Bilmek

ِثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنْ النَّعِيم

Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorulacaksınız. (Tekasür, 102/8)

Resulullah buyurdu ki:

ِنِعْمَتَان ُمَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ اَلص ِحَّةُ وَالْفَرَاغ

İki nimet vardır ki insanlardan çoğu bu konuda aldanmıştır: «Sağlık ve boş zaman»

Resulullah buyurdu ki:

َاِغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ: شَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ وَصِحَّتَكَ قَبْلَ سَقَمِكَ وَغِنَاءَكَ قَبْل َفَقْرِك َوَفَرَاغَكَ قَبْلَ شُغْلِكَ وَحَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِك

Beş şey gelmeden, beş şeyi ganimet bil:

  • Yaşlılıktan önce gençliği,
  • Hastalıktan önce sağlığı,
  • Fakirlikten önce zenginliği,
  • Meşguliyetten önce boş vakti
  • Ölümden önce hayatı.

Resulullah buyurdu ki:

َِلَ تَزُولُ قَدَمُ ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْد ْرَب ِهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ، عَن عُمُرِهِ فِيمَ أَفْنَاهُ، وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَ أَبَْلَهُ، وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ، وَمَاذَا َعَمِلَ فِيمَا عَلِم

“Kıyamet gününde insan şu hususlarda sorgulanmadan, hesap meydanından ayrılamaz:

  • Ömrünü nerede tükettiğinden,
  • Gençliğini nerede ve ne şekilde yıprattığından,
  • Malını nereden kazandığından,
  • Malını nerelere harcadığından
  • Bildikleriyle amel edip etmediğinden.”

Gençlik Döneminin Önemi

Gençlik dönemi; insan hayatının en önemli, en kritik ve en sorunlu dönemidir. Çünkü genç insan geleceğini bu dönemde kazanır, Eğitimini bu dönemde alır, işine ve mesleğine bu dönemde sahip olur. Kimliğini ve kişiliğini bu dönemde elde eder, İyi veya kötü alışkanlıkları, faydalı veya zararlı bilgileri bu dönemde edinir, yuvasını bu dönemde kurar. Temizlik, disiplinli ve düzenli çalışma, büyüklere saygı, hoşgörü, sabır ve yardımlaşma, Peygamber ve Allah sevgisi gibi güzel erdemler bu dönemde kazanılır ve sonraki dönemlere taşınır.

Gençlikte Günahlardan Kaçınmak

Resulullah buyurdu ki:

ِحُفَّتِ الْجَن ة ُ بِالْمَكارِهِ وَحُفَّتِ النَّارُ بِالشَّهَوَات

“Cennet zorluk ve meşakkatlerle, cehennem ise nefsani ve şehevi arzularla kuşatılmıştır”

Resulullah buyurdu ki:

ْيَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَل ِيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَر ٌوَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاء

“Ey gençler! Sizden evliliğe gücü yetenler evlensin. Çünkü evlilik gözü harama bakmaktan korur, kişiyi zinadan alıkoyar. Evlenmeye gücü yetmeyen kimseye oruç tutmasını tavsiye ederim. Çünkü orucun şehveti kıran bir gücü özelliği vardır.

Gençlik ve Kötü Alışkanlıklar

Sevgili Gençler,

Birçok genç, sigara, alkol veya uyuşturucu gibi zararlı maddelere ilgi duyuyor ve bu tür alışkanlıkların ne kadar zararlı olduğunu ilk başlarda anlamıyorlar. Bilimsel araştırmalar, 23-25 yaşına kadar bu tür alışkanlıklara başlamamanın riski önemli ölçüde azalttığını gösteriyor. Maalesef %37 gibi yüksek bir oran, gençlerin bu dönemde bu alışkanlıklara başladığını gösteriyor. Uyuşturucu tüccarları da maalesef gençleri hedef alıyor ve onları bu tür zararlı alışkanlıklara yönlendiriyorlar. Ancak sizler bu tuzaklara düşmeyin. Kendinizi ve geleceğinizi düşünün. Sağlıklı bir yaşam sürmek için zararlı alışkanlıklardan uzak durun.

Gençliği İbadet ile Geçirmek

Peygamberimiz, gençlik döneminde Rabbine ibadet eden ve haramlardan uzak duran gençleri övmüştür.

Resulullah buyurdu ki:

ُسَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ َّللاَُّ فِي ظِل ِهِ يَوْمَ َلَ ظِلَّ إَِلَّ ظِلُّهُ: اَْلِْمَام الْعَادِلُ، وَشَاب ،ِنَشَأَ فِي عِبَادَةِ رَب ِه ،ِوَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ فِي الْمَسَاجِد ،ِوَرَجَُلَنِ تَحَابَّا فِي َّللاَِّ اِجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْه ٍوَرَجُلٌ طَلَبَتْهُ اِمْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَال ََّفَقَالَ إِن ِي أَخَافُ َّللا َوَرَجُلٌ تَص ََّدَّقَ أَخْفَى حَتَّى َلَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ َّللا ُخَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاه

“Allah, yedi sınıf insanı hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde (arşının) gölgesinde gölgelendirecektir. Bunlar:

  • Adil yöneticiler,
  • Rabbine ibadet ile yetişen gençler,
  • Kalbi mescitlere bağlı olanlar,
  • Allah için birbirlerini seven, Allah için bir araya gelen ve Allah için ayrılan kimseler,
  • Asil ve güzel bir kadın kendisini arzu ettiği halde ‘ben Allah’tan korkarım’ diyerek iltifat etmeyen kimseler,
  • Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka verenler,
  • Tenha yerlerde Allah’ı anıp gözyaşı dökebilenler.

Resulullah buyurdu ki:

ُإِنَّ هللاَ لَيَعْجَبُ مِنَ الشَّاب ِ لَيْسَتْ لَه

Allah, gençliğini Allah’a itaatle (arzularının peşinden gitmeyen, haramlardan kaçınan) geçiren genci beğenir, sever”

İlk Müslüman Olan Genç Sahabeler

Mekke’nin nüfuzlu ve refah içinde yaşayan ailelerine mensup gençler, İslam’a; yaşlılar, köleler, fakirler, kimsesiz ve zayıf kimselerin duydukları sempati ve ilgiden daha fazlasını göstermişlerdir. İslam’ı yayma konusunda Hz. Peygamber’e asıl destek ve yardımcı olanlar bu idealist gençlerdir. Nitekim ilk Müslümanlardan birkaç kişi, elli yaş civarında, birkaç kişi otuz beş yaşın üzerinde, geri kalan çoğunluk ise otuz yaşın altında bulunuyordu. Mesela genç yaşta İslam’ı kabul edenlerden Hz. Ali 10, Zeyd bin Harise 15, Abdullah bin Mes’ud ve Zübeyr bin Avvam 16, Talha bin Ubeydullah, Abdurrahman bin Avf, Erkam bin Ebi’l-Erkam ve Sa’d bin Ebi Vakkas 17, Mus’ab bin Umeyr 18-20, Abdullah bin Ömer 13, Cafer bin Ebi Talib 22, Osman bin Huveyris, Osman bin Affan, Ebû Ubeyde ve Hz. Ömer 25-31 arası. Bunların dışında genç yaşta İslam’ı kabul eden pek çok şahıs mevcuttur. Hz. Ali bin Ebi Talib- İslam’ın dördüncü halifesi ve Peygamber Efendimizin kuzeni ve damadıdır. İslam’ı genç yaşta kabul eden ilk kişiler arasındadır. Peygamber Efendimizin yanında yetişerek İslami ilimlerde büyük bir bilgi birikimine sahip olmuştur. Zeyd bin Harise: Peygamber arkadaşlarından biriydi ve aslen Yemen’in Kelb kabilesindendi. Genç bir çocukken kaçırıldı ve köle olarak satıldı, sahibi olan Hâkim tarafından Peygamberin eşi Hatice’ye hediye olarak verildi. Hatice de onu evlatlık olarak hazreti peygambere verdi. Zeyd, peygamberimizin sadık bir arkadaşıydı ve Uhud Savaşı ve Hendek Savaşı gibi birçok savaşa katıldı. İslam’ı kabul eden ilk insanlardan biriydi. Zeyd, hazreti peygamberin kuzeni Zeynab bint Cahş ile de dahil olmak üzere birkaç kez evlendi ve bu evlilikleri çalkantılı geçti. Boşandıktan sonra, Muhammed Zeynab’ı evlendi. Zeyd, Mu’tah Savaşı’nda öldü ve oğlu Usame, Muhammed’in yakın bir arkadaşı oldu. Abdullah bin Mes’ud: İslam’ı kabul eden ilk on kişiden biridir. Kâbe’de Kur’an okuyan ilk sahabi olarak da bilinir ve İslami ilimlerin kuruluşunda da öncü rol oynamıştır. Ahlak ve yaşayış bakımından Peygamberimize benzerliği ile tanınır. Yeni Müslümanların eğitiminde de görev almıştır. Peygamberimizin zamanındaki savaşlarda yer almış ve liderlik yetenekleri sebebiyle övülmüştür. Ayrıca mütevazı kişiliği ve başkalarına hizmet etme azmiyle tanınır. Zübeyr bin Avvam: İslam’ı kabul eden ilk sahabeler arasındadır ve Peygamber Efendimizin yakın arkadaşlarından biridir. Talha bin Ubeydullah: İslam’ı kabul eden ilk sahabeler arasındadır ve Peygamber Efendimizin yakın arkadaşlarından biridir. Abdurrahman bin Avf: İslam’ın ilk dönemlerinde yaşayan ve ilk Müslümanlardan biri olan sahabidir. Ticaretle uğraşan ve güzel ahlaklı biri olarak tanınan Abdurrahman, Hz. Peygamber ile birlikte savaşlara katılmış ve ensardan Sa’d b. Rebî’ ile kardeşlik bağı kurmuştur. Halifeler Ebû Bekir, Ömer ve Osman dönemlerinde müsteşarlık ve hac emirliği görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca büyük bir servet kazanmasına rağmen cömertliğiyle tanınmıştır. Abdurrahman, Hadis rivayeti konusunda titiz davranmış ve “orta derecede fetva veren sahâbîler”den biri olarak kabul edilmiştir. Medine’de vefat etmiş ve mezarı Siirt Pervari yöresindeki Yukarı Balcılar köyünde olduğuna inanılmaktadır. Erkam b. Ebü’l-Erkam, Mekke’nin zengin ailelerinden Benî Mahzûm’a mensup olan ilk Müslüman sahibidir. Hz. Peygamber’e sadakatle bağlanarak evini onun emrine verdi ve bu ev İslâm’ın merkezi haline geldi. Bedir, Uhud, Hendek gibi önemli gazvelere katıldı ve vahiy kâtipliği yaptı. Erkam, Medine’de vefat etti ve Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned ‘inde bir hadisi bulunmaktadır. Sa’d bin Ebi Vakkas: Hz. Muhammed’in arkadaşlarından Sa’d b. Abi Vakkas, 592 yılında Mekke’de doğdu. Hz. Muhammed tarafından cennetle müjdelenen on sahabeden biriydi. Sa’d, güçlü ve cesur bir savaşçıydı ve İslam’ın erken dönemindeki çoğu savaşa katıldı. Halife Ömer döneminde önemli bir askeri komutandı. Sa’d, dürüstlüğü, cesareti ve İslam’a olan bağlılığıyla tanınıyordu. 271 adet hadis nakletti ve bunlardan bazıları en sahih hadis koleksiyonlarına dahil edildi. Akik Vadisi’nde 55/675 veya 54/678 yılında vefat etti. Mus’ab bin Umeyr: zengin bir ailenin çocuğu olarak doğdu ve ilk müminlerden biriydi. Ailesi İslam’a şiddetle karşı çıktığı için onu hapsettiler, ancak dininden vazgeçiremediler. Hz. Peygamber tarafından Medine’ye İslam’ı tebliğ etmek için gönderildi ve İslam tarihinde ilk muallim olarak kabul edildi. Mus’ab, etkili bir konuşmacı olarak tanınmıştı ve Üseyd b. Hudayr ve Sa‘d b. Muâz gibi tanınmış şahsiyetlerin ihtida etmesini sağladı. Uhud Gazvesi’nde sancaktarı olarak görev yaparken şehit düştü. Sahâbîler, onu daima anmışlardır ve Mus‘abü’l-hayr diye de anılmıştır. Abdullah bin Ömer: İslam’ı kabul eden ilk sahabeler arasındadır ve Peygamber Efendimizin yakın arkadaşlarından biridir. İslam’ın ilk savaşlarından birinde savaşmıştır ve İslami ilimlerde büyük bir bilgi birikimine sahiptir. Cafer bin Ebi Talib: Peygamber Efendimizin yakın akrabasıdır ve İslam ’ı kabul eden ilk sahabeler arasındadır. Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanların öncüleri arasında yer almıştır ve İslam’ın yayılmasında büyük rol oynamıştır. Osman bin Huveyris: İslam’ı kabul eden ilk sahabeler arasındadır ve Peygamber Efendimizin yakın arkadaşlarından biridir. İslam’ın ilk savaşlarından birinde savaşmıştır. Osman bin Affan: İslam’ın üçüncü halifesi ve Peygamber Efendimizin damadıdır. İslam’ı genç yaşta kabul eden önemli sahabeler arasındadır. Ebû Ubeyde: İslam’ı kabul eden ilk sahabeler arasındadır ve Peygamber Efendimizin yakın arkadaşlarından biridir. İslam’ın ilk savaşlarından birinde savaşmıştır ve İslam’ın yayılmasında büyük rol oynamıştır. Hz. Ömer bin Hattab: İslam’ın ikinci halifesi ve Peygamber Efendimizin yakın arkadaşlarından biridir. İslam’ı genç yaşta kabul eden önemli sahabeler arasındadır. İslami ilimlerde büyük bir bilgi birikimine sahiptir ve İslam devletinin kuruluşunda büyük rol oynamıştır. Bu sahabeler, İslam’ın ilk dönemlerinde büyük zorluklarla karşılaşmış ve İslam’ın yayılmasında büyük rol oynamışlardır. Peygamber Efendimiz’in yanında yetişmiş ve İslami ilimlerde büyük bir bilgi birikimine sahip olmuşlardır. İslam’ın yayılmasına öncülük etmiş ve İslam devletinin kurulmasında önemli görevler üstlenmişlerdir.

İlk Müslüman Gençlerin İslam’a Hizmetleri

Peygamberliğinin ilk yıllarında Hz. Peygamber’in Erkam’ın evindeki (Daru’l-Erkam) faaliyetlerinin önemli bir merhale teşkil ettiği görülmektedir. Bu ev, tebliğ faaliyeti için son derece elverişli idi. Kâbe haremine dahildi. Safa tepesinin eteğinde bulunuyordu. Hac ve umre maksadıyla dışarıdan gelenlerle dikkati çekmeden burada temas kurma imkânı vardı. Ayrıca Mekkeli Müslümanlar da Erkam’ın evine kolayca gelip gidebiliyorlardı. Hz. Peygamber burada bir yandan sahabeye dini bilgiler öğretiyor, diğer yandan İslam’a davet görevini yerine getiriyordu. Kur’an okunuyor, namaz kılınıyordu. Bu evdeki faaliyetler sonucu birçok kimse İslam’a girmiştir. Hz. Ömer burada Müslüman olanların sonuncusudur. Hz. Ali’nin kazandığı kahramanlıklarını 20 ilâ 30 yaşları arasında gerçekleştirmiştir. Gençlerin, Mekke döneminde İslam’ın Arap yarımadasının dışında tanınmasında da önemli faaliyetleri olmuştur. 25 yaşlarında iken Habeşistan’a hicret eden Cafer bin Ebi Talip’in, İslam’ı savunmak üzere Habeşistan hükümdarının, Hristiyan din adamlarının ve saray erkanının huzurunda yaptığı konuşma, edebi yönden ve muhteva açısından tarih kitaplarımızı süslemektedir. Dârü’l-Erkam’da iken Müslüman olan Mus’ab bin Umeyr, I. Akabe biatından sonra Hz. Peygamber tarafından Medine’ye öğretmen olarak gönderildi. O sırada 25 yaşlarında bir genç olan Mus’ab bin Umeyr ’in faaliyetleri sonucunda pek çok Medineli Müslüman oldu. Hepsinden önemlisi Üseyd bin Hudayr ve Sa’d bin Muaz gibi iki nüfuzlu kabile reisinin İslam’a girişini sağladı. Hz. Peygamber tarafından komşu hükümdar, emir ve Arap kabilelerine gönderilen mektupların çoğu genç yaştaki Zeyd bin Sabit’in kaleminden çıkmıştır. Keza komşu ülkelerden gelen mektupları tercüme etmek ve cevap yazmak için Hz. Peygamber’in emriyle İbranice ve Süryanice öğrenmiştir. İyi bir miras bölüştürücüsü olduğu için savaşlarda ele geçen ganimetlerin taksimine memur edilmiştir. Vahiy katipleri arasında yer almıştır. Hz. Peygamber vefat ettiğinde daha yaşı 21 civarında idi. Hz. Ebû Bekir döneminde Kur’an-ı Kerim’i cem ’eden komisyonun başkanı idi. Hz. Peygamber vahiy katiplerini genellikle gençler arasından seçmiştir. Gençlerin fetva vermesine müsaade etmiştir. Gençlerden öğretmenler tayin etmiştir. Gençleri çoğu yaşlı sahabilerden oluşan ordulara komutan tayin etmiştir. Çoğu savaşlarda sancağı bizzat kendisi gençlere vermiştir. Mesela Tebük seferinde sancağı Zeyd bin Sabit’e, Bedir’de Hz. Ali’ye, vermiştir. 18 yaşlarında olan Üsame bin Zeyd’i Suriye’ye gönderdiği orduya komutan tayin etmiştir.

Gençlerin Eğitimi

Resulullah buyurdu ki:

ْأَكْرِمُوا أَوَْلَدَكُمْ، وَأَحْسِنُوا أَدَبَهُم

Çocuklarınıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz, onları en güzel şekilde terbiye ediniz.

Gençliğimizi Tehdit Eden Unsurlar

Özenti

Günümüz gençliği için özenti duygusu, tüm hayat anlayışlarından uzaklaşarak büyük bir tehdit unsuru haline gelmiştir. Birçok gencimiz, futbolculardan, sanatçılardan, artistlerden ve şarkıcılardan özenerek hayat tarzlarını ve düşüncelerini taklit etmektedirler. Ancak, bizim kendi değerlerimize bağlı kalıp teknoloji, sanat, edebiyat, siyaset, sanayi ve diğer alanlarda da öncü olmamız mümkündür. Unutmayalım ki moda adı altında yapılanlar, batılılaşma hastalığının bir örneğidir.

Din ve Ahlak Eğitiminin Yetersizliği

Din ve ahlak, bizleri hem bu dünyada hem de Ahirette mutlu ve huzurlu bir hayata bağlayan, toplumu bir arada ve birbirine güvenle bağlayan en önemli değerlerimizdir. İslam dini, barış ve adaleti her şeyin üstünde tutarak, her türlü haksızlığa ve zulme karşı çıkar. Bu nedenle, toplumumuzda ve insanlık için faydalı bireylerin yetişmesi için gençlerimizin din ve ahlak eğitimine büyük önem vermemiz gerekmektedir.

Zararlı Alışkanlıklar

Zararlı alışkanlıklar, insanlar tarafından genç yaşta edinilir ve hayatlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle, gençlerimize faydalı alışkanlıklar kazandırmalı, zararlı alışkanlıklardan korumalı ve bu konuda bilinçlendirmeliyiz. Zararlı alışkanlıkların gençleri olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz ve bu alışkanlıkları aşağıdaki başlıklar altında toplayabiliriz:

İçki ve kumar

ِيَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَاألَنصَابُ وَاألَزَْلَمُ رِجْسٌ مِ نْ عَمَل َالشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُون

Ey mü’minler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durunuz ki, kurtuluş eresiniz. (Maide, 5/90)

ِإِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء فِي الْخَمْر ِوَالْمَيْسِر َوَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ َّللا ِ وَعَنِ الصََّلَةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُون

Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (Maide, 5/91)

İslam dini, içki ve kumar gibi alışkanlıkları yasaklamıştır. Bu alışkanlıklar hem kişinin kendisine hem de çevresine büyük zararlar verir. İçki ve kumar, suçları arttırır ve hayatları mahveder.

Uyuşturucu ve sigara

Uyuşturucu ve sigara gibi alışkanlıklar da gençlerimizi olumsuz yönde etkiler. Uyuşturucu, insanları aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak yalnızlığa ve bunalıma sürükler. Sigara ise sağlık problemlerine neden olur ve ölümcül hastalıklara sebep olabilir. Bu nedenlerle, gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan korumalı ve onlara faydalı alışkanlıklar kazandırmalıyız. Böylece sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmelerine yardımcı olabiliriz.

Şeytan, Nefis, Heva ve Hevese Uyma

Hayatımızı şekillendirecek ve yönlendirecek emir ve yasakları, Rabbimiz bizlere bildirmiştir. Peygamber efendimiz de bunları hayatında tatbik ederek hem örnek olmuş hem de açıklamıştır. Gençlerimizi kendi heva ve arzularına göre değil peygamberimizin ahlak ve sünnetiyle yetiştirmeliyiz. Onu model şahsiyet almaları sağlanmalıdır.

ًأَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيَل

Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? (Furkan, 25/43)

Bu ilahi hitaba uyarak gençlerin de İslam’a uymayan kendi arzu ve isteklerinin peşine düşerek nefislerini ilah edinmeleri önlenmelidir.

Zararlı Görsel ve Yazılı Medya

Gençleri şiddete, mafyaya, fuhşa, ahlaksızlığa, inançsızlığa kişiliksizliğe içkiye yönlendiren medya da en büyük tehlikelerden biridir. Her türlü ahlaksızlığı normal gibi yayınlayan medya gençleri günaha ve sapkınlığa itmektedir. Gençlerimiz zararlı yayınlardan uzak tutulmalı, faydalı yayınlara ya da çeşitli sportif etkinliklere katılmaları sağlanmalıdır. Özellikle televizyon gençler için birçok zararlar içermektedir. Günümüzde interneti de hesaba katarsak, doğru kullanılmadığı takdirde tehlikesi önemli boyutlara ulaşmaktadır. Mutlaka gençlerimizi internet ve televizyon karşısında başıboş bırakmamalıyız.

Kitap Okuma Alışkanlığının Yetersizliği

Kitap okumanın ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlamak ve anlatmak ancak okuyan insanların anlayabileceği bir şeydir. Nitekim bir düşünür “Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kâğıttır” diyor, haksızda değil. (James Howell) Kitaplar sayesinde bilgiler tecrübeler sonraki nesillere aktarılır. Dünyadaki bilgilere ulaşmanın en kolay yolu okumaktır. Okuma oranı ne kadar artarsa toplumumuzda kültür ve medeniyet o oranda gelişir. Bunun için gençlerimize ne yapıp edip okuma alışkanlığı kazandırmamız gerekmektedir. Çünkü gençler geleceğimizin teminatıdır. Zaten Rabbimiz şöyle buyurmuyor mu?

َاِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِ كَ الَّذِي خَلَق

Yaratan Rabbinin adıyla oku! (Alak, 96/1)

Aziz Müslümanlar! İşte günümüz gençliğinin karşılaştığı problemler bunlar. Ancak İslam terbiyesiyle yetişen gençler, Hz. Peygamber’in liderliğinde farklı bir yaklaşım sergiliyorlardı. Mekke’nin nüfuzlu ve refah içinde yaşayan ailelerine mensup gençler, İslam’a ilgi göstererek, yaşlılar, köleler, fakirler, kimsesizler ve zayıfların duyduğu sempatiyi aştılar. İdealist gençler, İslam’ı yaymak için Hz. Peygamber’e en büyük destek ve yardımı sağladılar.

Gençliğin Önemi

Bugünün gençleri için, Ashab-ı Kehf hikayesi önemli bir örnek teşkil etmektedir. Onların tevhid mücadelesi, tüm zorluklara rağmen direnç göstermeleri diğer gençler için her zaman bir ilham kaynağı olmuştur. Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: “Resulullah şöyle buyurdu: “Allah’ın rızasını gözeterek gençliğini ibadetle geçiren kişi, Kıyamet gününde Allah’ın gölgesinde gölgelenir.” Peygamber Efendimiz büyüklerine saygılı gençler hakkında şöyle buyurmuştur: Enes İbni Mâlik’den rivayet edildiğine göre, Peygamber şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence, yaşlılığında hizmet edecek kimseler lütfeder.” (Tirmizî, Birr, 75) Gençlerimize Mus’ab b. Umeyr’i de hatırlatmamız gerekir. O zengin genç sahabi iman ettikten sonra bütün malını Allah yolunda harcadığı için ölümünden sonra kefen parası bile kalmamıştır. İşte örnek bir genç… Yüce Peygamberimiz en hayırlı gençlerle ilgili bir hadislerinde şöyle buyurur: “Gençlerinizin en hayırlısı ihtiyarlarınıza benzeyendir. İhtiyarlarınızın en şerlisi, gençlerinize benzeyendir.” (Feyzü’l Kadîr, 15:776) Elbette buradaki “benzemek”ten kasıt, kılık-kıyafet-te birbirlerini taklit etmek veya saçların ağarması, dökülmesi, yüzlerin kırışması değildir. Nitekim bir Allah dostu, bu hadisi izah ederken, şunları söyler: “ En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. Ve ihtiyarlarınızın en kötüsü odur ki, gaflette ve hevesat-ı nefsaniyeye tâbi olup çocukçasına davranarak gençlere benzemek ister.” Gençlerin dünyanın faniliğini kavrayıp, ebedi hayatları için çalışmalarında, ölümü düşünmelerinin büyük etkisi vardır. Bir gün mutlaka öleceğini düşünüp o şuur ile çalışmayan, kendisine ahireti kazanmak için verilen ömür sermayesini boş yere harcar. Gelip geçici lezzetlere dalıp, dünyayı bir oyun ve eğlence alanı zanneder. Peygamberimiz, “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” (Tirmizi, Zühd: 2) buyurarak, bizi bu gafletten kurtarmak ister. Nitekim Abdullah ibn Ömer’in anlattığı şu hadise ne kadar ibretlidir: Ensardan bir adam gelerek Peygamberimize şöyle sordu: “Ya Resulallah, müminlerin hangisi daha akıllı, daha şuurludur?” “Ölümü en çok hatırlayanı ve ölümden sonrası için en güzel şekilde hazırlananı. İşte onlar en akıllı, en şuurlu olanlarıdırlar.” (Ibn-i Mâce, Zühd: 31) Yine Abdullah ibni Ömer şunları anlatır: Resul-i Ekrem vücudumun bir yanından tutarak şöyle buyurdu: “Dünyada sanki bir garîb (gurbette olan yabancı), hatta yoldan geçen bir yolcu imişsin gibi ol ve kendini kabir halkından (biri) say.” Daha sonra İbni Ömer sözüne şöyle devam eder: “Sabaha çıktığın zaman kendine akşamın sözünü etme, akşama çıktığın zaman da kendine sabahın sözünü etme. Hastalığından önce sıhhatinden, ölümünden önce hayatından (istifade edip tedbir) al. Çünkü sen, ey Abdullah! Yarın adının (mutlu mu, bedbaht mı) ne olacağını bilemezsin.” (Tirmizi, Zühd: 25) Gerçekten de dünya hayatının fâniliğini bundan daha güzel anlatan bir söz olamaz. Çünkü, insanın elinde bulunan “ömür” ve sahip olduğu zaman, sadece bir andır. Hiç kimse, bir sene, bir ay, bir gün, hatta bir saat sonrasına kadar yaşayacağını garanti edemez. O halde bulunduğu ânı en güzel bir şekilde değerlendirmeli, Allah’a hakkıyla kul olmalıdır. Bununla birlikte, dünyanın fâniliğini anlamak ve zevklerini terk etmek demek, kendisini Allah’ın nimetlerinden mahrum etmek değildir. Bu hususu şu hadis çok güzel ifade eder: “ Dünya zevkinin terki, helal bir şeyden kendini mahrum etmek veya malı elden çıkarmakla değildir. Fakat dünya sevgisinin terki, elinde bulunanların Allah’ın katında bulunanlardan daha güven verici olması ve bir musibete uğradığın zaman o musibet sende bırakılmış olsaydı sevabı için ona daha istekli olmandır.” Gençlerin dünyaya dalmamaları için sadece ölümü düşünmeleri yeterli değildir. Aynı zamanda ölümden sonrasını da tefekkür etmek gerekir. Kabir hayatını, Kıyameti, Haşir Meydanını, muhasebe ve muhakeme­yi, Mizanı, Sıratı ve Cehennemi de iyice düşünmek lazımdır ki, buraların azabından kurtulmak için Allah’a sığınalım ve zamanımızı Allah’ın istediği tarzda geçirelim.

Büyüklere Düşen Görevler

  • Gençlere öncelikle sağlam bir İslam bilinci ve ahlakı verelim ki inanç boşluğuna ve ahlaksızlığa düşmesin.
  • Onları sevdiğimizi, arkadaş gibi yanlarında olduğumuzu her fırsatta hissettirelim.
  • Kötü arkadaş ve çevrelerden uzaklaştıralım.
  • Zararlı ideoloji ve fikirleri tanımalarında yardımcı olalım.
  • İçki, kumar, uyuşturucu, sigara, fuhşiyat gibi kötü alışkanlıklardan koruyalım.
  • Okuldaki eğitimiyle dersleriyle, ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenelim.
  • Ülke ve milletimize faydalı bir meslek edinmesine yardımcı olalım.
  • Gençliğe önem verelim, eğilelim çünkü onlar bizim geleceğimizdir.
  • Onlara okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır.